Bir kadının bir adama beslediği tutkulu aşkın mantığa, akıla karşı zaferine tanık ediyoruz okurken. Yazarın dili ise oldukça yalın ancak kahramanımızın yaşadığı tutku ve aşkın hiç de yalın olmadığına eminim …
“Çocukken benim için lüks, kürk mantolar, uzun elbiseler ve deniz kıyısındaki villalardı. Daha sonra, bunun entelektüel bir yaşam sürmek olduğuna inandım. Şimdi bana öyle geliyor ki lüks aynı zamanda, bir erkeğe ya da bir kadına olan tutkuyu yaşayabilmektir.“