summer

summer
but what does it even matter if my intentions are never good? my road to hell isn't paved with good intentions- or bad -it's just my road.
Öğrenci
Yitik Ev
16 Haziran
558 okur puanı
Eylül 2016 tarihinde katıldı
2/10
·416 syf.·
2020 20. kitabı
Herkese selam! Bugün de Buzlu Kız incelemesiyle geldim size ve her incelemenin başında olduğu gibi yine incelemeye nasıl başlayacağımı bilmediğim için aşırı gerginim... Neyse. Geçen ayın okuma listesine uzun zamandır bende olan ve okumadığım kitapları da yerleştirmiştim çünkü kendimi zorlamasam onları hiç okuma isteğim gelmezdi muhtemelen ve orada öylece beklemeleri de çok sinirlerimi bozuyordu. O yüzden Buzdaki Kız'ı da bu aya koymuştum. Açıkçası bu kitap ilk patladığı zamanlar epey rağbet görmüştü ve o zamanlar olsa beklentim yüksek olurdu ama şimdi okuduğumda çok bir şey beklemiyordum. İyi ki de beklemiyormuşum çünkü beklesem kitap yarım bırakılanlar listesine girerdi. Ne desem bilmiyorum yani kitapla ilgili her şey çok kötüydü. Oluşturulan karakterler çok güçsüzdü, olay örgüsü, olaylar, her şey... Bunlara biraz değinip gideceğim hemen. İlki karakterler. Ben polisiye romanlarda güçlü dedektifler okumak istiyorum. Çok polisiye okumadım ama Dave Gurney bana bu kitaplardan ne istediğimi zamanında öğretmişti. Erika Foster ise yani bundan çok uzaktı. Her şeye, "tamam efendim... evet, efendim... efe-" Efendin batsın senin dedim artık. Üstlerine karşı zaten saygısızlık etsin falan demiyorum ama az biraz da tepkini koy gerçekten. Ve en kötü kısmıda, normalde sakin biriyken sorgu için bir yere gittiğinde görevli kız hiçbir şey yapmadığı halde kulaklıklarını çekip "senden rica etmedim, derhal." falan demesi. Yani... karakteri hiç tutarlı değildi. Ve bunun komiserinin de, yani daha bir günlük davada Dave Gurney'in tüm davayı çözmek için sahip olduğu ipucundan daha fazlasını bulmuşlar, hala gelip NaSıl İLerLemE KAydETmeZsiNiZ falan demesi... Ne yapsınlardı acaba? Hadi bunları geçeyim. Olaylar ilerledikçe bunlar daha çok çekilebilir bir hal alıyor ya da azalıyor. Ama en
Buzdaki KızRobert Bryndza · Yabancı Yayınları · 20161,252 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tuğla ve taş cepheli binalar ve aynı yerlere çıkıp duran bir avuç sokak. Yürüyüp duruyor, yolumu kaybediyor ve daima geri dönüyordum.
Sayfa 160 - epsilon yayınları
Ağzımı açardım ve tuhaf bir şey dökülüverirdi dudaklarımdan; yeni ve bana ait olmayan bir şey. Sanki içimde başka biri varmışçasına. Üzgünüm, derdim aileme, ne zaman foyam meydana çıksa. Asla kimseyi incitmek istemedim. Bazen bunu söylerken samimiydim de. Fakat kimi zamansa samimi olmazdım. Beyhude ve karanlık bir öfke vardı içimde ve bu öfkeyi içimden bir türlü söküp atamazdım. Ta ki içimde yalnızca onun için yer kalana dek büyüdükçe büyürdü.
Sayfa 146 - epsilon yayınları
Gözlerimi kırpıştırdım ve annemi pencerede gördüm, bir pencere vardı ve annem pencerede sabah misali maviler içindeydi. "Bunları aştığımızı sanıyordum," dedi. Aşmıştık ve kimi zaman hala aşıyorduk ama kalbimde söküp atamadığım bir sancı vardı.
Sayfa 146 - epsilon yayınları
"Hey," dedi ve anında ağzım kuruyuverdi. Yoksa gözümü dikmiş ona mı bakıyordum? "Horladığının farkında mısın?" Ah. Hayal kırıklığı tadında bir duyguyu yutkunup bastırdım. "Horlamam ben." "Gayet de horluyorsun. Hafif bir ıslık sesi gibi." Başını yana yatırdı. "Bir kuş. Ya da su ısıtıcısı sesi gibi." Utançtan kıpkırmızı kesilip gözümü sımsıkı kapattım. "Şahane. Sabah ilk iş zorbalığa uğramaktan hoşlanırım."
Sayfa 93 - epsilon yayınları