Vay Clay... Eve gel, Tanrı aşkına. İşten sohbetlerimizi özledim be.
Hah!
İçteni doğru yazamayacağımı sandın, di mi?
Hey, bana bir iyilik yap. Bizim ihtiyara benim için sarıl.
Dalga geçiyorum. Takımlarını tekmele onun, tamam mı? Sağlam bi tane çak.
BU, LANET OLASI RORY'DEN de!
Eve dön artık!
Bugünlerde düşününce sık sık orada onunla olabilmeyi diliyorum. Onu hırpalayıp aşağılarken, günahları için ağır şekilde cezalandırırken keşke her şeyi bilseydim diyorum.
O zaman ona sımsıkı sarılıp sessizce söylerdim.
Ona derdim ki... Clay, eve dön.
Belki de bu kararları vermenin bize ait olmadığı doğrudur.
Öyle olduğunu sanıyoruz ama aslında öyle değil.
Mahallelerimizde turlar atıp duruyoruz.
Belli bir kapının önünden geçiyoruz.
Bir piyano tuşuna bastığımızda ve ses çıkarmadığında tekrar basıyoruz çünkü mecburuz. Bir şey duymak zorundayız, bir hata olmamasını umuyoruz.
Sayfa 230 - martı yayınları - o kadar güzel anlatmış ki