"Sanırım benim resimlerimi daha çok seviyorsun... beni gerçekte olduğumdan daha iyi resmediyorsun."
Güneş parlıyordu. "Öyle deme." Michael o anda öldüğünden kesinlikle emindi. Su gri ve biraz kasvetliydi. "Bunu bir daha asla söyleme."
Sayfa 201 - martı yayınları - michael... öyle güzel seviyordun ki
Bir zamanlar Michael onun resmini yaparken, Abbey de buna karşılık sevgisini gösterirken şimdi bu sadece bir cankurtaran haladı gibi görünüyordu. Michael bazen onu bulaşık yıkarken kahkahalara boğulmuş halde resmederdi ya da dalgalarla ıslanmış sırtıyla deniz kenarında dururken. O tablolar hala güzeldi ama bir zamanlar, içinde sadece sevgi varken şimdi sevgiyle ihtiyaç vardı. Nostaljikti; sevgi ve kayıp.
Michael dönüp baktığında filmleri hatırlıyordu. Cuma günü sinemaya gittiklerinde bütün salonun -Michael'la birlikte- kahkahalara boğulduğu anlarda Abbey'nin hiç etkilenmeden nasıl izlemeye devam ettiğini hatırlıyordu. Sonra bütün sinemaseverler sessizleştiğinde Abbey sadece perdeyle kendisinin arasında bir şeye sessizce gülümsüyordu. Aynı anda gülebilseler belki de bir şeyler düzelebilirdi...