Bade, Ali'nin yüzündeki hüznü görünce, bir kez daha hissetti Ali'nin Yaprak'a karşı olan güçlü aşkını. "Severken abartanlardansın değil mi?" diye sordu çocuksu bir tebessümle.
"Yıldız kayarken, tek dilek hakkımı onun da penceresinden görünsün diye harcıyorum her defasında. Sanırım...evet."
Moralimin iflas ettiği günler de okudum bu kitabı. Hem de fırsattan istifade biraz gülmüş olurum düşüncesiyle. İyi ki de okumuşum. Yer yer gülmekten koltuktan düştüm. Otobüste okumayın sakın. Gülmemek için kendimi sıktım sıktım ama dayanamayıp otobüste bile kahkaha atarak güldüm. Yer yer de birazcık gözlerimi doldurdu bazı yerler. Çok sevecen, çok tatlı, kıpır kıpır, insanın içini ısıtan türdeydi kitap. Oğuzun saçmalıkları, Gökhanın kıskançlıkları, Yaprağın avizelerle konuşması, Sinanın çoraplarını konuşturması, Barış'ın bitmek bilmeyen iddiaları, gamzeli kahraman Ali'nin gülüşü... Hepsi size kendinizi iyi hissettirmek için orada duruyorlardı sanki. (Sizi tek üzen şey Ali'nin gamzelerine parmak sokamayacak olmanız...) Alın okuyun. Acılarınız bulut olup uçsun. Şimdi izninizle ikinci kitabı okumaya gidiyorum..
Bu gece yürürken ay ışığı eşlik ediyor bana senin yerine.
Belkide kilometrelerce gitsem bile peşimden geldiği için bana eşlik eden odur.
İnanır mısın hiç bilmiyorum…
Sen yoksun bir bu var. Bir bunu biliyorum. Tek bunun gerçekliği canımı yakıyor.
~Hecate