summer

summer
but what does it even matter if my intentions are never good? my road to hell isn't paved with good intentions- or bad -it's just my road.
Öğrenci
Yitik Ev
16 Haziran
558 okur puanı
Eylül 2016 tarihinde katıldı
"Ne kadarlığına uzaklaştırıldın?" "Lorren yasaklama lafı etti," cevabını verdim. "Bir zaman sınırı koymadı." "Yasaklamak mı?" Manet başını kaldırıp bana baktı. "On yıldır Arşiv'i kimseye yasakladığı yoktu. Ne yaptın ki? Bir kitabın üstüne mi işedin?" "Katiplerden bazıları beni içeride bir mumla buldular." "Tehlu aşkına." Manet yüzünde ilk defa beliren ciddi bir ifadeyle çatalını bıraktı. "İhtiyar Alim çok kızmış olmalı." "İyi bildin,"dedim.
Sayfa 330 - ithaki yayınları - ihtiyar alim ahahahsjssjd of çok güldüm yine ahsajsh
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Bir kitapçığa bile razıyım," dedim gülümseyerek. "Kadınlara dair hiçbir şey bilmediğimi güvenilir bir kaynaktan öğrendim, o yüzden bilgi dağarcığımı genişletecek ne varsa olur." "Resimli bir şeye ne dersin?" diye laf attı Ambrose.
Sayfa 322 - ithaki yayınları - ambrose sksldjsdlkfhdkkddl
Burun kıvırıp masanın üstüne eğildim ve başımı uzatarak oradaki kağıda baktım. "Benim zamanlamam mı felaket? Gözün kör galiba. Buradaki bir satıra tam on üç hece sığdırmışsın." Parmağımı sayfadaki bir yere vurdum. "Üstelik de bir kısa bir uzun verin kullanmaksızın. Galiba veznin ne olduğundan haberin yok." Asabi bir yüzle tekrar bana baktı. "Diline hakim ol, E'lir. Şiir konusunda sana akıl danışacağım gün..." "... iki saat boş vaktin var demektir,"diyerek sözünü kestim. "Aslında iki uzun saat yetmez ama olsun, hiç yoktan iyidir. 'Ey mütevazı ardıç, ne zaman uçarsın kuzeye?' Bunu eleştirmeye nereden başlasam bilmiyorum. Zaten gerek de yok; mısra sanki kendi kendiyle alay ediyor." "Sen şiirden ne anlarsın?" dedi Ambrose, bana bakma zhametine girmeden. "Sekteli bir mısra gördüm mü bilirim,"dedim. "Ama buna sekte demeye bin şahit ister. Sektenin bile bir ritmi vardır. Bu daha ziyade merdivenden düşmeye benziyor. Sonunda bir gübre yığınının bulunduğu eğri büğrü bir merdivenden." "Aksak bir ritim kullandım," dedi, sert ve incinmiş bir ses tonuyla. "Senden anlamanı beklemiyorum." "Aksak ha?" deyip hayret dolu bir kahkaha koyverdim. "Ayağı bu kadar 'aksayan' bir at görsem merhamet edip onu öldürür, sonra da çevredeki sokak köpekleri onu yiyip zehirlenmesinler diye leşi yakardım."
Sayfa 320 - ithaki yayınları - ufff kvothe nefes aldırmıyordu jdkdjfkldjf
"Aklıma dilinizle ilgili bir şey geldi. İnsanlar bana ikide bir Tinuë yolunu soruyorlar. Durmadan diyorlar ki, 'Tinuë yolu ne alemde?' Bu ne anlama geliyor?" Gülümsedim. "Deyimsel bir ifade sadece. Deyim sözcüğünün anlamıysa..." "Deyim nedir biliyorum," diye sözümü kesti Wilem. "Ben sadece o deyimin anlamını merak ettim." "Ah," dedim biraz utanarak. "Karşındakini selamlamak için kullanılır, hepsi bu. 'Günün nasıl geçiyor?' ya da 'Nasıl gidiyor?' diye sormaya benzer." "Son söylediğin de bir deyim," diye homurdandı Wilem. "Diliniz saçmalıklarla dolu. Birbirinizi nasıl anlayabiliyorsunuz bilmiyorum. Nasıl gidiyor? Ne nereye gidiyor?" Başını sağa sola salladı.
Sayfa 309 - ithaki yayınları - wilem jddklsjfd