Hiçbir yere gitmiyor denilen çocukluk bile insanın elini uzatıp değiştiremeyeceği, düzeltemeyeceği yerlere gidiyor, hem de nelerle beraber. Bu yüzden belki de çocukluk, hep insanın sonradan sonraki aklına göre inşa edip yeniden düzenlediği, gidenleri sanki gitmemiş, olanı olmamış yerine koyduğu hayali bir yer oluyor. Yoksa çocukluk o kadar güzel ve anlatıldığı gibi olsa eminim şimdiki zaman da böyle olmazdı. Çocukluk, bütün tuttuğu ellerin, gidip geldiği yolların, tabi olduklarının peşinde ilk görmenin, belki tek görmenin, ışıkların ve gölgelerin farkına varmadan en çıplak, parlak ve göz alıcı hallerin dönüp durması sonrasında hep lekeli, paslı ve küflü bulunan bir yermiş.