Büşra

Büşra
Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı. Ig: @readwithbusraa
MEB| İngilizce öğretmeni
Adıyaman
10 Eylül
210 okur puanı
Temmuz 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Reklam
Puan vermedi·296 syf.··
2026 5. kitabı
Öncelikle şunu söylemeliyim: Kitabı kapattığımda ilk söylediğim şey “Vay be, ne aileler ne hayatlar var ya” oldu. Kitap, adından da beklendiği gibi Şakir Paşa Ailesi’ni anlatıyor gibi görünse de, aslında daha çok Fahrünnisa ve kızı Şirin’in hayatına odaklanıyor. Ailede neredeyse herkesin sanatla bir bağı var; her biri sanatçı bir ruha, güçlü bir entelektüel kimliğe sahip. Oldukça köklü bir aile ve sosyeteye öyle etkileyici bir girişleri var ki, bu çevreye ne kadar doğal bir şekilde dâhil olduklarını okumak insanı şaşırtıyor. Fahrünnisa’nın kısa sürede Mustafa Kemal’in dikkatini çekmesi, hatta yeni Türk alfabesine geçiş sürecinde Mustafa Kemal’in ilk yazdığı ismin kendi adı olduğunu söylemesi… Ne büyük bir onur! Bununla da kalmıyor; kraliyet ailesinden biriyle evlenmesi sayesinde Adolf Hitler’le bile tanışmış olması, dönemin tarihine ne kadar yakından temas ettiğini gösteriyor. En başta da söylediğim gibi, kitap boyunca ailesinden çok Fahrünnisa’nın hayatını okuyor gibiydim. Büyük bir merakla, keyifle; kimi zaman şaşırarak, kimi zaman da ayıplayarak ilerledim. Normalde belgesel ya da biyografi tarzı kitapları pek sevmem, hatta çoğu zaman sıkıcı bulurum. Ancak bu kitap kesinlikle öyle değildi. Aksine, eğlenerek ve ilgiyle okudum.
Duygu ve Düşünce
Şakir Paşa AilesiŞirin Devrim · Doğan Kitap · 20251,612 okunma
8/10
·109 syf.··
2026 6. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 10:50
Alexandre Seurat t’ın Sakar romanı, Fransa’da yaşanan gerçek bir olaydan yola çıkarak bireysel bir trajediyi sistemsel bir körlüğe dönüştürüyor. Roman yalnızca bir çocuğun maruz kaldığı şiddeti değil; aile, okul ve sosyal kurumların “normal” kabul edilen sınırları ne kadar geç fark ettiğini de gözler önüne seriyor. Dört kardeş arasından yalnızca Diana’nın kurban edilmesi, metnin en rahatsız edici sorularından biri. Seurat bu soruya net bir cevap vermiyor; aksine okuru, görünmezleşen çocuklar üzerine düşünmeye zorluyor. Diana’yı diğerlerinden ayıran şey bir “kusur” değil, korunmasızlığı. Sessizliği, uyumu ve beklentilere itiraz etmeyişi onu görünmez kılıyor. Roman burada şiddetin çoğu zaman bağırarak değil, sessizlik içinde sürdüğünü hatırlatıyor. Ebeveynlerin sergilediği sevgisizlik ise bireysel bir kötülükten çok, öğrenilmiş ve normalleştirilmiş bir davranış biçimi olarak sunuluyor. Aileye duyulan sorgusuz güven, öğretmenlerin, sosyal hizmetlerin ve çevrenin müdahale sınırlarını bulanıklaştırıyor. Çok sayıda işaret fark ediliyor, çabalar gösteriliyor; ancak hiçbiri yeterince “tehlikeli” kabul edilmediği için sonuç değişmiyor. Romanın en sarsıcı yönlerinden biri de finalde babanın sergilediği soğukkanlılıktır. Bu sahne, okuru duygusal bir patlamadan çok ahlaki bir boşlukla baş başa bırakır. Acı, burada dramatize edilmez; tam tersine sıradanlaştırılarak daha da ürkütücü hâle gelir. Sakar, okurdan şefkat değil, dikkat talep eden bir roman. Çünkü Seurat’ın asıl sorusu şudur: Bir çocuğun başına gelenler mi daha korkutucudur, yoksa herkesin bir şeylerin yanlış gittiğini sezip yine de geç kalması mı?
Duygu ve Düşünce
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,8bin okunma

Büşra

, bir kitap okudu
8/10
·109 syf.··
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 10:50
·
2026 6. kitabı
Alexandre Seurat
8.8/10 · 5,8bin okunma
Reklam