📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kendimi unutma uykusuna bırakmayı istiyordum, bütün kalbimle arzu ediyordum bunu. Keşke unutmak mümkün olsaydı, unutma hali devam edebilseydi! Kapanmakta olan gözlerim, uykunun ötesindeki mutlak hiçliğe ulaşabilseydi ve varlığımı hissedemez olsaydım! Keşke mümkün olsaydı da bir mürekkep lekesinde, bir ezgide ya da rengarenk bir ışık huzmesinde eriyip dağılsaydı bütün varlığım ve sonra dalgalar ve şekiller öylesine büyüyüp hızlansalardı ki tümden yok olup gitseler, görünmez olsalardı. İşte o zaman arzum gerçekleşmiş olurdu.
Bukowski ile ilk kez bu kitapta tanıştım ve şunu söylemeliyim ki etkisi sandığımdan çok daha güçlü oldu. Ekmek Arası, sıradan işlerin ve görünürde küçük hayatların ardındaki derinliği öyle yalın ve çarpıcı bir dille anlatıyor ki, okurken sık sık durup düşündüm.
Yazarın sivri, zaman zaman kaba ama her daim samimi üslubu beni hem güldürdü hem de içten içe hüzünlendirdi. Bukowski’nin dünyasında kaybedenler bile edebiyatın merkezine yerleşiyor ve onların hikâyeleriyle insan kendini şaşırtıcı bir şekilde yakın hissediyor.
İlk okuma deneyimim olmasına rağmen Bukowski’nin “hayatı edebiyata dönüştürme” biçimi beni kesinlikle içine çekti. Ekmek Arası sadece bir başlangıç oldu; yazarın başka kitaplarına da merak uyandıran, güçlü ve unutulmaz bir eser.