10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 23:15
Kitap gerçekten yalın bir dille yazılmış Peygamberimizin hayatını okumak isteyenlere kesinlikle tavsiye ederim. Kitapta her şey sırasıyla anlatılmış, tabiki detaylar başka kaynaklardan da incelenmesi daha verimli ve sağlıklı olur...
Efendiler Efendisi Hz.MuhammedRahime Kaya · Muştu Yayınları · 2014650 okunma
Yiyin efendiler, yiyin!
8/10
·264 syf.·
2026 23. kitabı
Kitap üç bölümden oluşmakta. Birinci bölüm: Tevfik Fikret’in oğlu Haluk için yazdığı şiirleri. İkinci bölüm: Çocuklar için yazdığı Şermin adlı şiir kitabındaki şiirleri. Üçüncü bölüm: Tevfik Fikret’in ölmeden önce yazdığı son şiirleri. Kitapta yer alan eski Türkçe şiirler günümüz türkçesine çevirilmiş. Bu okumayı kolaylaştırmış. Ben özellikle birinci bölümdeki şiirleri beğendim. İkinci bölümdeki şiirler daha çok çocuklara hitap ediyor. Bu bölümü hızlıca geçtim. Üçüncü bölümse Tevfik Fikret’in o meşhur “Yağma Sofrası” şiiri için bile okunmaya değer. Yağma Sofrası şiirinin o meşhur iki dizesi; “Yiyin efendiler yiyin; bu iç açıcı sofra sizin; Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!” (sayfa.201) Edebiyat ve şiirle ilgilenenlere kitabı önerebilirim. Tevfik Fikret’i yakından tanımak için güzel bir kitap. Halûk’un Defteri - Şermîn, Son Şiirler Tevfik Fikret
Edebiyat
Halûk’un Defteri - Şermîn, Son ŞiirlerTevfik Fikret · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024416 okunma
Reklam
Puan vermedi·168 syf.··
2026 23. kitabı
Kalemini çok sevdiğim Hüseyin Rahmi Gürpınar'dan yine çok keyifli bir eser okudum. Kesik Baş, yazarın ilk ve tek polisiye denemesiymiş. Bunu öğrenince merakım daha da arttı. Kitabı bitirdiğimde ise aklımdan geçen ilk şey, "Keşke daha fazla polisiye yazsaymış," oldu. Yazar her zamanki gibi mizahi öğeleri de ustalıkla kullanmış. Daha kitabın başlarında kahkahalarla gülerken buldum kendimi. Zirzop yani Nafiz Efendi'nin kaynanasına aldığı koca lahana ile macerası evlere şenlik. Aslında herşey bir lahanadan çıkıyor diyebiliriz. İçki alemlerine düşkün olan ama bunun için parası olmayan Nafiz Efendi kaynanasının emekli maaşı koçanını kuyumcuya okutur ve bir güzel alem yapar. Eve dönünce yiyeceği dayağı hafifletmek için de kaynanasına bir lahana alır. Sarhoş haliye kendini taşıyan Nafiz Bey lahana ile beraber bir kuyuya düşer. Kaynananın nasibine kuyuda beze sarılı bir lahana daha buldum diye sevinen çakırkeyf, yukarı çıkarılınca ikinci lahananın bir kesik baş olduğu görülür. Bundan sonra sahneye Remzi ve Seyit Efendiler çıkıyor. Birbirinden karmaşık ipuçlarını takip ederek katili bulmaya çalışıyorlar. Neredeyse iğneyle kuyu kazmak kadar zor görünen bu soruşturma, sabır ve zekâyla ilerlerken son parçalar da katilin itiraf mektubuyla yerine oturuyor. Çok karakterli bir yapıda olan romanda olayların ilmek ilmek sökülmesi hem merak uyandırıyor hem de gerilimi sürekli diri tutuyor. Remzi Efendi'nin Allah vergisi yeteneği, Seyit Efendi'nin çalışkanlığı ile devam eden çalışmalar okura leziz bir okuma deneyimi yaşatıyor. Her yeni karakterin zanlı gibi görüldüğü, daha sonra mantıklı açıklamalarla zandan aklanmaları ustaca düşünülmüş detaylarla dolu. Hüseyin Rahmi'nin en sevdiğim yanlarından biri, yalnızca bir hikâye anlatmakla yetinmemesi. Romanlarının sonunda okura düşünmesi
Kesik BaşHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025555 okunma
10/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2026 140. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
"ALTUN ARMAĞAN" "Türkler, Peygamber'in hicreti zamanında ve ondan daha önce, yani Avrupa'nın birçok kavmi ormanlarda post giyip avlanarak yarı vahşi bir hayat geçirirken, yazı kitap nedir bilmezken; şimdi sadece savaşçı ve hükümdar olmak, sadece savaş ve fetihler yapmak için yaratılmış gibi görülen Türkler, o zamanlar böyle büyük bir medeniyeti kurmayı başarmışlardır. Efendiler, Biz çoğunlukla bunları bilmiyoruz. Bilmeye de çalışmıyoruz. Ve sonra bilmediğimizden utanmayarak o medeni atalarımıza en ağır sözlerle iftira etmekten çekinmiyoruz. Bilmem ki bizden daha hayırsız evlatlar başka bir yerde bulunur mu?" Bir lideri anlamanın en güzel yolu, onun zihnini besleyen kitaplara bakmaktır. Mustafa Kemal Atatürk’ün okuma dünyasına açılan eserler, bir listeden çok daha fazlasıdır. Onlar; düşüncenin, vizyonun ve aydınlanmanın izlerini taşıyan kıymetli rehberlerdir. Atatürk’ün okuduğu ve derinden etkilendiği eserler arasında özel bir yere sahip olan Altun Armağan, Türk fikir hayatının dönüm noktalarından birini temsil ediyor. 1912 yılında yayımlanan bu derleme, dönemin en önemli isimlerini bir araya getiriyor. Dönemin Türkçülük akımının temel metinlerini içermektedir. Atatürk’ün gerek tarih tezini oluştururken gerekse Dil Devrimi’ni gerçekleştirirken savunduğu fikirlerin izlerini Altun Armağan’da görmek mümkündür. Yusuf Akçura, Ziya Gökalp, Halide Edip Adıvar, Mehmet Emin Yurdakul ve Ahmet Hikmet Müftüoğlu gibi aydınların yazı ve şiirlerinden oluşan eser, Türk Ocakları’nın yayın organı Türk Yurdu’nun eki olarak biz okurlara sunulmuştur. Altun Armağan’ı okuduğumuzda, Atatürk’ün hem tarih tezini oluştururken hem de Dil Devrimi’ni gerçekleştirirken savunduğu fikirlerin tohumlarını açıkça görebiliyoruz. Özellikle Yusuf Akçura’nın “Türk ve Tatarlar Birdir, Türkler Medeniyete
Edebiyat
Altun ArmağanYusuf Akçura · Temel Tarih Kitaplığı · 20256 okunma
Aydınlık yarınlar
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 01:39
Bir ülke yeni baştan nasıl inşaa edilir, temeldeki zayıflıklar el birliği ile nasıl çözüme kavuşturulur, eğitimim bu hedefteki payı ne denli büyüktür konuları üzerine yazılmış olan eser Finlandiya'nın gelişimini bu amaçla ilerleyişini ders verir nitelikte ortaya koyuyor. Okurken kendi dünyasındaki kendi çevresindeki çatlakları görmesini sağlayacak bir ışık kaynağı olmuş eser. Hakikaten bir ülke gelişimi, ilerleyişi hedef alıyorsa en büyük çaba eğitime gösterilmeli düşüncesini bir kez daha gözler önüne seriyor. Ancak bahsettiğim eğitim okulla sınırlı kalmayan, ülkenin her kesiminde askeriyeden, hastaneye, memuriyetten siyasete, köyünden kasabasına dört bir yanda her anlamda donanımlı bir eğitim. 'Efendiler! Ne zamana kadar bu saklambaç oyununa devam edeceksiniz? Sürekli vatanseverlikten, millet sevgisinden, uygarlığa hizmetten bahsediyorsunuz. Ancak millet için, vatan için, insanlık için ne yapıyorsunuz? Bazıları sevgili yurdumuzu namussuzca soyarak milyonları götürüyor, bazıları da dairelerde, matbaalarda, okullarda, üniversitelerde memurluk yapıyor. Diğer bir yandan sayısı milyonları bulan halkımız mahvoluyor, yozlaşıyor, sarhoş yaşıyor, hayvanlaşıyor. Milletimizin temelleri çöküyor. Hala vakit varken ülkeyi, halkı kurtarınız! ' bölümündeki sesleniş anlatılmak istenen in özünü çok güzel gözler önüne sermiş. Bu saklambacın bittiği, milletin el ele vererek aydınlık yarınlara ulaşmak için çabaladığı, namus yoksunlarına korkusuzca dur diyebildiği yarınlara ulaşmak ümidiyle...
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Kapra Yayıncılık · 2020124,6bin okunma
Hayalci Ülkülerden Millî Devlete: Atatürk’ün Siyasî Yaklaşımı
7/10
·273 syf.··
2026 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 14:08
Mustafa Kemal Paşa’nın Turancılık Karşısındaki Tutumu Üzerine Bir İnceleme XIX. yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı Devleti’nde gelişmeye başlayan Türkçülük fikri, başlangıçta kültürel bir uyanış hareketi olarak ortaya çıkmış, zamanla siyasî ve ideolojik bir mahiyet kazanmıştır. Özellikle Balkan milletlerinin milliyetçilik hareketleri karşısında Osmanlıcılık ve İslamcılık siyasetlerinin yetersiz kalması, Türkçülüğün güç kazanmasına zemin hazırlamıştır. Ancak bu fikir akımı, II. Abdülhamid döneminde ciddi bir baskıyla karşılaşmıştır. Abdülhamid’in Panislamist siyaseti doğrultusunda yalnızca gayrimüslim unsurların değil, Türk milliyetçiliğinin de denetim altına alınması hedeflenmiş; Türk dili, tarihi ve kültürü üzerine yapılan çalışmalar sınırlandırılmıştır. Buna rağmen Türkçülük düşüncesi tamamen ortadan kalkmamış, özellikle II. Meşrutiyet sonrasında yeniden yükselişe geçmiştir. Bu süreçte Türkçülük fikri içerisinde farklı yorumlar ortaya çıkmıştır. Ziya Gökalp Türkçülüğü kültürel bir milliyetçilik olarak ele alırken, Hüseyin Nihal Atsız gibi ikinci kuşak Türkçüler daha sert, daha siyasî ve daha geniş coğrafyayı hedefleyen bir Turancılık anlayışını savunmuştur. Turancılık, yalnızca Anadolu’daki Türkleri değil, bütün Türk topluluklarını tek bir siyasî veya kültürel birlik altında toplama idealine dayanıyordu. Özellikle Sovyet hakimiyeti altında yaşayan Türk topluluklarının varlığı, bu düşüncenin uluslararası boyut kazanmasına yol açmıştır. Ancak Mustafa Kemal Atatürk, Türkçü düşünceye yakın olmasına rağmen Turancılık konusunda son derece temkinli bir tavır benimsemiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın yaklaşımı, ideolojik romantizmden ziyade devlet aklına ve jeopolitik gerçekliğe dayanmaktadır. O, Osmanlı Devleti’nin uzun yıllar boyunca hayalci politikalar nedeniyle
Türkçü MuhalefetÖmer Arda Özbilek · Mavi Gök Yayınları · 20253 okunma
Reklam
Reklam