eskiden bir sis perdesinin arkasından seyrediyordum dünyayı... bunun sebebi de beynimizi kafatasımızın içinde zannetmemiz!.. kafatasına hapsolmuş bir beyin nasıl düşünebilir? halbuki beyin dediğimiz şey elle tutulmaz gözle görülmez bir esintidir. hazar denizi taraflarından gelen bu ilahi esinti, düşüncelerimizi doğurur.
aslında benim neyi istediğimi biliyor musun? hepinizin canı cehenneme gitsin! rahatlık, sakinlik istiyorum! kendi huzurum için bütün dünyayı beş paraya satarım ben. beni kıyametin kopmasıyla çaysız kalmam arasında bir seçime zorlasalar dünyanın batmasını umursamaz, çayımdan vazgeçmeyeceğimi haykırırdım.