2/10
·368 syf.·
2026 20. kitabı
Selam, yirmi sekiz senlik hayatımda ilk defa 2 puan verdiğim bir kitap oldu. O yüzden ben de; ben okudum, ben yandım siz yanmayın yorum yapma isteği ile geldim. #thepuckingwrong serisi benim imtihanım oldu. Dark romance desen değil, spor romantizmi desen değil, genç yetişkin kurgu desen desen, romantik desen değil. Dark romance demişler neresi dark romanceti bunu söyleyen arkadaşlar beni bir aydınlatsın. Spor romantizmi dediğimiz noktada erkek karakterimiz hokey oyuncusuydu elle tutulur yanı vardı yine. Okuduğum dark romance kitapların en vasatı falandı bu arada kitap. Seven varsa valla helal olsun. Erkek karakterin yaptığı şeyler çok yersiz, çok saçma ce çok gereksizdi. Çocuğum, canım benim, kızın evine gizlice girmene gerek yoktu. Kıza zaten ben de gelmek istiyorum desen olmaz der ikinci soruşunda tamam derdi. Kadın karakter ise bak nolur onu yapma bak nolur bunu yapma diye neredeyse çığlık attığım bir karakterdi. Travmalarını okuduktan sonra ben travmam sahibi oldum. Bir daha bu kadar kötü bir kitap okur muyum diye. Kitabın ilk kısımlarında zaten hatalar vardı. Ben mi kaçırdım acaba diye tekrar döndüm baktım ama kıza yanlış numaradan mesaj atan adamın adı asla geçmezken kız mesajın kimden geldiğini biliyor ve bir anda Lincoln diyor. Ablaaa sen ne zaman öğrendin bunu ne zamaaan! Aydınlatın lütfen beni. Kısacası okumayın. İlk defa bir kitaptan sonra rsye gircem diye korktum.
Yanlış NumaraC. R. Jane · Lapis Yayıncılık · 2025356 okunma
Gerilim ve psikolojik çözümleme seven okurlara şiddetle önerimdir
Puan vermedi·360 syf.··
2026 22. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 11:22
İnanılmaz bir seri okumanın hala büyüsündeyim ve sanırım hiç çıkamayacağım.. Çıkmak istiyor muyum ayrıca? Aslaaa… Serinin son kitabı olarak okuduğum “Hizmetçi İzliyor” benim için yalnızca sürükleyici bir gerilim romanı olmadı; aynı zamanda insanın karanlık tarafına, bastırılmış korkularına ve görünmeyen yalnızlıklarına açılan sarsıcı bir kapı gibiydi. Sayfaları çevirdikçe yalnızca olayların gizemi değil, karakterlerin iç dünyalarındaki çatlaklar da insanın içine işliyor. Özellikle yazarın o boğucu atmosferi adım adım kurma biçimi, okuru kitabın içine çekip uzun süre çıkmasına izin vermiyor. Roman boyunca sürekli diken üstünde hissettim. Her bölümde “asıl gerçek şimdi ortaya çıkacak” derken bambaşka bir gerçekle yüzleşmek, kitabın en etkileyici yanlarından biriydi. Freida McFadden’ın sade ama güçlü anlatımı sayesinde hikâye akıp gidiyor; gereksiz hiçbir ayrıntı yok ama her cümlede yaklaşan fırtınanın hissi var. Beni en çok etkileyen şey ise kitabın yalnızca bir gizem hikâyesi anlatmamasıydı. Güven duygusunun ne kadar kırılgan olduğunu, insanların dışarıdan göründüğü gibi olmayabileceğini ve bazen en büyük tehlikenin tam da en yakınımızda saklanabileceğini hissettiren psikolojik derinliği vardı. Kitabı bitirdiğimde uzun süre etkisinden çıkamadım; bazı sahneler zihnimde dönüp durdu. Gerilim ve psikolojik çözümlemeyi seven herkesin mutlaka okuması gereken, temposu hiç düşmeyen, insanı hem meraklandıran hem de huzursuz eden çok güçlü bir roman olduğunu düşünüyorum. “Hizmetçi İzliyor”, bende uzun zaman iz bırakacak kitaplardan biri oldu.
Hizmetçi İzliyorFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20245,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·473 syf.··
2026 25. kitabı
Kurtlar, insanlar ve içimizdeki canavarlar. Bu seriye neden geç başladığımı sorguluyorum şu an. O kadar sevdim kiiiii. Allahım aşık oldum tam yerinde yazılmış bi.r evren aslaaa sıkmadan merak ettirerek okutturdu. İlk kitap olduğunu için giriş kitabı gibi düşünebilirsiniz ama ikinci kitap bomba gibi gelecek hissediyorum. Callum ahhh Callum seni çok seviyorum ama Blake üfff senin her sahnen beni mahvediyor sanırım aşık oluyorum. Öyle bir yerde bitti ki neler olacağını tahmin edemiyorum yaaa. Son sayfalarda artık kafayı yedim Blake diye diye diğer kitaba başlıyorum.
The Wolf KingLauren Palphreyman · Independently Published · 202331 okunma
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2025 71. kitabı
·
61 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2025 00:00
Öyle Bir Uğradım 2 Bazen bir kitabı bitirdiğinde öylece kalırsın… Ne tam üzgünsündür ne de rahatlamış. İçinde bir şey eksilmiş gibi olur. İşte ben “Öyle Bir Uğradım 2”yi bitirdiğimde tam olarak bunu hissettim. İlk kitaptan hatırlarsın, Ukde geçmişi değiştirmek için 1998’e gitmişti. Bu kitapta ise işin duygusal yükü çok daha ağırlaşıyor. Çünkü artık sadece bir zaman yolculuğu okumuyoruz; bir insanın kendini silmeye razı oluşunu, aşk ile kader arasında sıkışıp kalışını izliyoruz. Ukde… Gerçekten çok zor bir karakter. İlk kitapta daha net, daha keskin kararlar alırken burada tamamen duygularıyla aklı arasında kalıyor. Eflah’a olan hisleri onu hem güçlü yapıyor hem de en zayıf noktasına dönüştürüyor. Kendi doğumunu engellemeye çalışması zaten başlı başına trajik ama beni asıl yıkan şey, sonunda sadece varlığının değil hatırasının da silinmesi oldu. Unutulmaktan korkan birinin gerçekten unutulması… işte orası kalp kıran noktaydı. Eflah… Ah Eflah. Kitabın en saf, en sevilesi karakteri. Ukde’ye olan sevgisi o kadar temiz ki, insan ister istemez ona daha çok bağlanıyor. Belki de hikâye boyunca değişmeyen tek kişi o. Ama onun da Ukde’yi unutması… Bu detay kitabın en ağır darbelerinden biriydi benim için. Piraye ve Kenan tarafı ise açıkçası okuması en zor kısımlardı. Bir anne ve baba figürünün bu kadar rahatsız edici şekilde yazılması insanı ister istemez geriyor. Özellikle geçmişleri ve yaptıkları, Ukde’nin neden bu kadar kırık bir karakter olduğunu çok net açıklıyor. Ama yine de bu karanlık tarafın bu kadar ön planda olması yer yer yorucu geldi bana. Taner için ayrı bir parantez açmak lazım. Onun hikâyesi bence eksik bırakılmış gibi. Kendi dünyasına dönmesi önemliydi ama sonrasında ne hissetti, nasıl devam etti… bunları okumayı isterdim. Olcay’ın ölümü ise bende “bu
Öyle Bir Uğradım 2Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 20241,249 okunma
5/10
·328 syf.··
2026 10. kitabı
Okudum bittiii. Şimdi bu yazarın tarzına aslaaa alışamıyorum her şans verdiğimde şöyle açıklıcam ben çağla bademe bayılırımmm en en en sevdiğim ama bazen içinden acı çıkar ve tüm dünyam yıkılır işte bu yazarın kitabı bende bu hissi yaratıyor.Potansiyeli var sevdiğim konular ama yazımı yavan. Hemen sebeblerini anlatayım birincisi erkek karakterle sürekli şeyini düşünen tek dokunuşla coşan ilişki gelişimi bile bu süreçten şekillenen bir yazımı var.Sürekli küfür bel altı kızımız en azından espri yaptığında yetenekli gakat erkek zihnini bu kadın uazamıyor bence ya.Normal bir kadın zihni muhakemesiyle yazıp erkek iç sesi olması için küfür ve cinsellikle süslüyor. İkinci sebeb iki karakter dün tanıştı bugün alıştı yani enseye şaplak …anladınız.Öyle bir sinerji yazıyorki sanki yıllardır tanışıyorlar sınıf mevki veya yabancılıl mesafe yazarın hiç bilmediği bir gerçek ve tamamen dialoglar fantezi ürünü. Kızımız başarılı bir gün masası yok ertesi gün masası var ertesi gün terfi ertesi gün ayın çalışanııı hayal ürünü arkadaşlar yavan. Beğenmedim fekat okudum puanım okuduğum için tam olarak Vee ye özenip batırmış bir yazar.
Dirty HeadlinesL. J. Shen · LJ Shen · 201812 okunma
Olric’le Konuşa Konuşa Tutunamayan Olduk
8/10
·724 syf.··
2026 30. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 09:59
Bu benim ikinci kez okuyuşum. İlk okuduğumda bu kadar içine girememiştim. Demek ki her kitabın okunması gereken vakti bambaşkaymış. Dokunacağı yerler, dokunduğu zaman anlam kazanıyormuş. Bu kez öyle yerlerime değdi ki… sanki satırlar beni benden iyi tanıyordu. Bu kitap bir hikâye değil sadece. Bir iç hesaplaşma. Bir insanın kendine, hayata ve “insanlara” yetişemeyişinin hikâyesi. Selim’de kendimi gördüm, Turgut’ta kendimi aradım. Ve en çok da Olric’te… sustuğum ama içimde konuşan o sesi buldum. “Allahım, onu neden yalnız bıraktın? Neden, yalnızlığının verdiği çaresizlikle can sıkıcı ilişkiler kurmasına izin verdin?...” Bu satırları okurken insan sadece Selim için üzülmüyor. Kendine üzülüyor. Çünkü o yalnızlık tanıdık. O çaresizlik, o iç sıkıntısı… hepimizin içinden geçmiş bir yer. Selim’in dünyaya tutunamayışı bir zayıflık değil aslında. Fazla hisseden, fazla düşünen, fazla “insan” olan birinin yorgunluğu. Çünkü; “Selim’in içgüdüleri iyi gelişmemişti. Çıkarlarını pek bilmezdi... çıkarlarını düşünmeyenler unutulacaklardır.” Belki de bu yüzden kaybediyoruz. Çünkü biz hesap yapamıyoruz. Kalbimizle yaşıyoruz. Ve kalple yaşayanlar bu dünyada hep biraz eksik kalıyor. Kitap boyunca insan ilişkilerine öyle bir yerden bakıyor ki yazar… insanın içi sızlıyor: “Kızımı bir memura verdim; kızımı bir subayla evlendirdim! Demek o zaman insanla evlenmek adeti yokmuş.” İnsan olmanın bile ikinci plana atıldığı bir düzen… İşte tam da bu yüzden Selim bu dünyaya sığamıyor. Ve belki en can yakıcı olanı şu: “Ne istiyorlardı senden Selim?... İnsana ihtiyacın vardı… İnsanı arıyordun canım kardeşim. Bunda utanacak ne vardı?” İnsan istemek… anlaşılmak istemek… bu kadar zor olmamalıydı. Ama oldu. Ve biz bunu kabullenmek zorunda kaldık. Tutunamayanlar bana şunu hissettirdi: Unutulan insanlar
Alıntı
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma