Özellikle Müzeyyen'in gözlerinden başka biri bakmaya başladıktan sonra, doktorla olan iç muhabbetim artmıştı. Bir şeyleri hissediyor, ama reddediyordum. "Bana öyle geliyor"du.
İç itiraf sistemleri, "Abi farkında mısın, iç hattan Müzeyyen ile konuşuyorsun," dediler. Doğruydu. Evden çıkıp Tophane'ye saptığımdan beri, Müzeyyen'le konuşuyor ve kırmızı plakalı adamların geçişinden başlayıp, üçlü ruh zirvesine kadar durumu, ona aynen anlatıyordum ki, tam da bu anda, zirve fikrinin inandırıcılığını ve cazibesini yitirmekte olduğunu sezdim.
Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim. Önemsemedim. Yol, bana uygun bir ruh önerebilirdi. Kapıyı çektim, kilidin dili yuvasına otururken "Nereye?" dedi. Aldırış etmedim, çıktım.