"Saçların boya mı?"
"Bunu benim sormam gerkmez mi?"
"Ben Doğuştan böyleyim."
"Bende öyle."
"Çok siyahlar ama... Gece gibi?"
"Seninkilerde açık bir kızıl gibi. Gün doğumu gibi..."
"Sana aşkım diyeyim mi?" Dedim
En sonunda gülerek ve biraz da utançla.
...
"Ne?" Dedi o da gülerek.
...
"Of," dedim kıkırtıyla, "Birçok insan
İçin çok basit ama ben seviyorum bu
Kelimeyi. Öylesine değil çünkü. Aşk
Çok yüce, aşkım daha da yüce. Diyeyim
Mi sana aşkım?" Heycanla nefesimi verdim
"Diyeyim mi hım? Diyeyim mi?
Demeyeyim mi?"
...
Tugay, gülmeye başladığında
"De," dedi ve gülmeye devam etti
"Söyle hadi."
...
"Aşkım," dedim utançla ve ardından
Başımı yastığa gömüp gülmeye
Başladım. "Ama ben çok utandım.
...
"Hmm," diye fısıldadı Tugay ardından
Onun o harika sesinden ve fısıldayışıdan
"Aşkım," kelimesini işittim. Gözlerimi açtığımda yastıktan başımı kaldırıp ona
Baktım, beni tekrar ediyordu ama öylesine
Çekici söylemişti ki eriyip yok olduğumu
Hissettim. "Aşkım," dedi bir kez daha ve bana
Baktı. "Kulağa sen söylediğinde çok güzel geliyor aslında."