Ege Tilgen

Ege Tilgen
@egetilgen
Yaptığım alıntılar, o görüşe katıldığım anlamına gelmemektedir.
9/10
·104 syf.··
2024 43. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2024 16:03
Uygarlığın Huzursuzluğu, birey psikolojisini toplumsal yaşamın çerçevesine oturtan bence güçlü bir kitap. Bu kitapta Freud, insanın iç dünyası ile kurduğu medeniyet arasında sürekli bir gerilim olduğunu öne sürüyor. Psikiyatri pratiğinde sıkça karşılaştığımız bireysel çatışmaların kökenini daha büyük ölçekte ele alıyor diyebiliriz. Kitabın temel iddiası şu: Uygarlık, insanın içgüdülerine – özellikle de cinsel ve saldırgan nitelikte olanlara – sürekli sınırlar koymak zorundadır. Bu sınırlar, toplumsal düzeni mümkün kılsa da bireyin doyumunu engeller. Dolayısıyla, uygarlık ilerledikçe bireyin huzursuzluğu da artar. Freud’a göre bu huzursuzluğun kökeninde süperegonun yapılaşması ve kültürel sürecin bireyi suçluluk duygusuna mahkum etmesi vardır. Birey, uygarlığa uyum sağlamak adına yalnızca dışsal otoritelerle değil, içselleştirdiği ahlaki normlarla da savaş halindedir. Kitap boyunca tekrar eden bu içsel baskı, hem nevrotik gelişimin temel taşlarından biri olarak hem de kültürün sürdürülebilirliği açısından zorunlu bir bedel olarak sunuluyor. Freud’un saldırganlık dürtüsünü merkeze alarak “neden insanlar bir arada yaşarken mutlu olamazlar” sorusunu yanıtlamaya çalışması, kitabın en karanlık ve gerçekçi boyutlarından biri. İnsan, sadece arzularına ket vurulduğu için değil, aynı zamanda başkasını bastırmak ve cezalandırmak istediği için de huzursuzdur. Uygarlık, bu ilkel saldırganlığı kontrol altına alır, ama hiçbir zaman tamamen ortadan kaldıramaz. Klinik bakışla yaklaştığımızda, bu kitap depresif patolojilerin, suçluluk duygularının, tatminsizlik temelli nevrozların ve genel “anlamsızlık” hissinin yalnızca bireysel değil, kültürel kodlarla da ilişkili olduğunu düşündürüyor. Freud’un dili zaman zaman dönemine uygun biçimde cinsiyetçi ya da indirgemeci gelse de,
1000Kitap
Uygarlığın HuzursuzluğuSigmund Freud · Metis Yayıncılık · 20203,973 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·64 syf.··
2024 33. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2024 16:29
Lakhes diyaloğu, görünüşte gençlere savaş eğitimi verilip verilmemesi üzerine başlayan bir tartışma gibi dursa da, kısa sürede gerçek cesaretin ne olduğu sorusuna dönüşüyor. Diyalogda, Sokrates yine klasik yöntemini kullanarak katılımcıların düşüncelerini sorguya açıyor. Sorular sade görünse de, her cevabın ardından ortaya çıkan yeni sorular, cesaretin tanımını sürekli karmaşıklaştırıyor. Lakhes ve Nikias, Atina’nın 2 tanınmış komutanı olarak cesaret hakkında farklı görüşler öne sürüyor. Lakhes’e göre cesaret, savaşta geri çekilmemek, geri adım atmamak, gibi davranışlardır; Nikias ise cesareti, “korkulacak ya da korkulmayacak şeyleri bilmek” şeklinde tanımlıyor, yani bilgiyle ilişkilendiriyor. Sokrates her iki yaklaşımı her zamanki gibi didikliyor. Nihayetinde hiçbir tanım tam anlamıyla yeterli bulunamıyor. Zaten Platon’un çoğu eserinde amaç bir tanıma ulaşmak değil, düşünme sürecini canlı tutmak. Kitap, “Cesaret nedir?” sorusu üzerinden insanın etik değerlerini, bilgeliği ve eğitimi düşünmeye davet ediyor. Kitap aynı zamanda eğitim, erdemli insan yetiştirme ve bilginin rolü üzerine düşünceler de içeriyor. Özellikle Sokrates’in gençlerin eğitimiyle ilgili duyarlılığı, bu diyaloğun sadece bireysel değil, toplumsal bir boyutu da olduğunu gösteriyor. Çünkü Sokrates (Yani Platon) için cesaret, sadece savaş meydanında değil, yaşamın her anında ihtiyaç duyulan bir niteliktir — özellikle de insanın kendi cehaletiyle yüzleşme cesareti. Platon felsefesine giriş yapmak isteyenler için ideal kitaplardan birisi olduğu kanısındayım.
1000Kitap
LakhesPlaton (Eflatun) · Pinhan Yayınları · 2021394 okunma
10/10
·629 syf.··
2025 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2025 22:26
İnce Memed 3, serinin önceki kitaplarından farklı bir ruh taşıyor gibi geldi. İlk 2 kitapta daha çok ezilen köylünün ağaya karşı başkaldırısı ve bir halk kahramanının doğuşu anlatılırken, bu kitapta Memed’in iç dünyası daha çok öne çıkıyor. Memed’in “ağalar öldürülmekle bitmez, bu savaş boşuna” düşüncesi, “ ağalar bitmezse, ince memedler de bitmez” düşüncesine evriliyor. Sanki torosların çalılıklarından çıkan o asi çocuk büyümüş, yorulmuş ve dünyaya daha içerden, daha sorgulayıcı bakmaya başlamış gibi. Artık Memed, sadece zalim ağalara karşı değil, adaletin çarpıklığına, dost bildiklerinin ikiyüzlülüğüne, hatta bazen halkın kendisine bile savaş açıyor. Bu kitapta kahramanlık, sadece silahla ya da dağa çıkarak değil, sabretmekle, düşünmekle ve bazı şeyleri olduğu gibi kabullenmeyip direnmekle anlam kazanıyor. Zaman zaman Memed’in neye karşı savaştığını bile unuttuğunu hissediyorsunuz çünkü düşman sürekli değişiyor. Asıl mesele belki de artık kimseyi değil, bir fikri, bir umudu ayakta tutmak. Karakterler bu kitapta çok daha gölgeli. Kimse büsbütün iyi ya da kötü değil. Bu da romanı daha gerçekçi kılıyor. Memed’in yaşlandıkça suskunlaşması, geçmişiyle yüzleşmesi ve kendi efsanesinin altında ezilmeye başlaması bana çok iyi geçti. Seriye devam etmek isteyenler için bu kitap bir geçiş gibi. Kahramanlık destanından, daha bireysel bir sorgulamaya evrilen bir adım. Eğer sadece çatışma ve heyecan arıyorsanız biraz durgun gelebilir ama Memed’in insanlaşma ve olgunlaşma sürecini görmek isteyenler için çok değerli bir durak.
1000Kitap
İnce Memed 3Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202326,2bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2024 45. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2024 21:52
Kara mizah şöleni olan kitap, intiharı ticaret haline getiren bir ailenin işlettiği dükkanda geçiyor. Müşterilere intiharları için halat, zehir, jilet ne gerekiyorsa satılıyor. Ölüm, burada sıradan bir alışveriş konusu. Aile de son derece mutsuz, karamsar, yaşam enerjileri yok. Ama sonra… her şeyi altüst eden bir bebek doğuyor: Alan. Ailedeki herkesin dünyaya bakışı karanlıkken, Alan tam tersine hayat dolu bir çocuk. Gülüyor, seviyor, yaşamı savunuyor. Ve onun varlığı, sadece ailesinin değil, dükkanın ve müşterilerin de dengesini sarsmaya başlıyor. Teule, karanlık atmosferi mizahla yumuşatıyor ama aslınfa çok ciddi sorular soruyor: Hayat neden bu kadar değersizleşti? Umudunu yitiren bir toplum ve insan neye dönüşür? Ve bazen tek bir insan, tüm karanlığı aydınlatabilir mi? Okumanızı tavsiye ederim
1000Kitap
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,6bin okunma
“Sende bu korku, bende bu doğruluk varken biz bir araya gelemeyiz.”
Alıntı