Kitap, yaklaşık 2000 yıl önce yaşamış Roma İmparatoru Aurelius'un kendi notlarından, yani aslında kendine yazdığı bir tür günlüğünden oluşuyor. Ama "günlük mü, sıkıcıdır" diye düşünmeyin. İçinde güncel dedikodular ya da olaylar yerine, hayatın ta kendisiyle ilgili çok derin ve zamansız düşünceler var.
Aurelius bu notlarında, hayata nasıl bakmamız gerektiği, zorluklarla nasıl başa çıkacağımız, erdemli yaşamanın önemi ve ölüm karşısındaki duruşumuz gibi konuları ele alıyor. Stoa felsefesinin temelini oluşturan bu düşünceler, aslında hepimizin içinden geçen ama çoğu zaman isimlendiremediğimiz hislere tercüman oluyor. Kitabı okurken, sanki o anki ruh halinize göre farklı bir bölümü size özel yazılmış gibi hissediyorsunuz. Kimi zaman bir teselli, kimi zaman bir motivasyon kaynağı, kimi zaman da kendinize gelmenizi sağlayan bir tokat gibi çarpıyor insanı.
Bu kitap uzun uzun felsefe dersleri vermek yerine, kısa ve öz pasajlarla, iç dünyamıza dönüp kendimize sorular sormamızı sağlıyor. "Ben neyim?", "Neden buradayım?", "Nasıl daha iyi bir insan olabilirim?" gibi soruların cevaplarını dışarıda değil, kendi içimizde aramamız gerektiğini söylüyor. Sürekli başkalarının beklentileriyle yoğrulduğumuz bu dünyada, kendi pusulamızı bulmamız için bize yol gösteriyor.
Eğer siz de hayatın karmaşasında biraz olsun durup nefes almak, kendi iç sesinize kulak vermek ve belki de biraz daha huzurlu bir zihin inşa etmek istiyorsanız, “Kendime Düşünceler” aradığınız kitap olabilir. Rafınızda öylece duran bir süs değil, gerçekten yanınızda taşıyıp ara sıra açıp bakacağınız bir dost gibi.