sönmez seher-i haşre kadar şi'r-i kadim!
Puan vermedi·155 syf.··
2021 90. kitabı
Şiir şerhlerinden oluşuyor. Zorlamıştı beni biraz, sıkılmıştım bazı yerlerinde. Değerli buluyorum, eskide kalmış, anlaşılmaz şiirler demek yerine onların seviyesine çıkmak için çabalamamız gerekiyor diye düşünüyorum. Eskilerin şiirleri çok güzel, derinmiş. Sığ, basit şiirlere alıştıkça değerlerini anlamamız gittikçe zorlaşabilir pekala. Bu alana ilginiz varsa kesinlikle okumalısınız. Çok başarılı bir kitap, Divan Edebiyatı'nı Osmanlı kültürünü anlamak adına. Kitap şu güzel mısralarla başlıyor, ara sıra aklıma gelir, açıp okurum; "Eslaf kapıldıkça güzelden güzele Fer vermiş o neşveyle gazelden gazele Sönmez seher-i haşre kadar şi'r-i kadim Bir meş'aledir devredilir elden ele"
Edebiyat
Şir-i Kadimİskender Pala · Kapı Yayınları · 2019169 okunma
Puan vermedi·406 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2020 00:50
Üstad Dursun Gürlek'in okuduğum ilk kitabı. Konuşmalarını,röportajlarını hayranlıkla dinlemiştim. Kitaptaki üslûbu da harika, çok akıcı ilerleyen bir kitaptı.Herkese okumasını tavsiye edeceğim bir kitap, her okumada insanda farklı şeyler katacağına inanıyorum. Kitapta hayatlarından en çok etkilendiğim kişiler Ali Emiri Efendi ve Mahmud Kemal İnal oldu. Şâirimiz Yahya Kemal'in iki ayaklı kütüphâne hakkında da beyitleri var, onları burada paylaşayım. Ali Emiri Efendi hakkında ki beyt; "Muhtâç iken füyûzuna eslâf pendinin Diz çök önünde şimdi Emiri Efendi'nin."♡ Mahmud Kemal İnal hakkında ki beyt; "Hezar gıbda o devr-i kadim efendisine Ne kendi kimseye benzer, ne kimse kendisine.♡ Ecdad (Ali Emiri Efendi) bir kitabı okumak için tayinini başka ülkeye aldırıyor... Okuyana çok şey kazandıran bir kitap vesselam. Böylelikle ilk kitap inceleme mi yapmış bulunuyorum.
Ayaklı KütüphanelerDursun Gürlek · Kubbealtı Neşriyatı · 2019435 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Söz Hayati'dir
10/10
·210 syf.··
2019 28. kitabı
Sözlerime bir deryadaki damla -şaheser- olarak nitelendirdiğim -şiddetle tavsiye etmek için ilk incelememi yaptığım- can veren pervaneler'den (Hayati inanç) birkaç alıntıyla başlamak istiyorum. Sakallı Celal "Doğuya giden gemide batıya koşan tahtalarız." Teşhise bak! Bu ülkenin aydınları için "körler ülkesinin şaşıları" diyen de oydu. Sakallı Celal ismini ilk defa duydum ve ismini ilk duyduğum değerlerimizden sadece biri. Acaba kendimi ya da içinde bulunduğum toplumu yeterince tanımıyor, değerlerini hakkıyla bilmiyor olabilir miyim? Bütün oklar bu sorunun cevabını kesin öylesin şeklinde yüzüme vuruyor. Hayati Bey kitabın girişinde henüz 3. ya da 5. cümlesinde "Türkçe'den Türkçe'ye tercüme" şeklinde bir ifade kullanıyor içler acınası dedikten sonra okumaya devam ettim ve bir deryadan damla olarak nitelendirebilecegim can veren pervaneler nefesimi kesti. Bu kadar az anlayarak- yazarın payı olmasa hiç anlamayacaktım- bu kadar çok fayda, haz duymak ne mükemmel bunu eseri okuyunca anlayacaksınız. Divan şiirinin sürekliliğini en güzel aktaran örneklerden bir tanesi Yahya Kemal Beyatlı'ya ait zannimca alıntı söyle; " Eslâf kapıldıkça güzelden güzele Fer vermişler o neşveyle gazelden gazele Sönmez seher-i haşre kadar şi'r-i kadîm Bir meş'aledir devr edilir elden ele" Yahya Kemal divan şiirini elden ele nesilden nesile aktarılan bir meşale olarak nitelendirmekle beraber sonsuza kadar varlığını sürdürecek olmasını ne de güzel dile getiriyor - her ne kadar tercüme olmadan anlamasakta-. Baki şiirin sultanıdır. Kanunî ise Osmanlı sultanı ikili arasındaki - ve daha birçokları- ilişkiyi Hayati bey sayesinde öğrendim ve hayran kalmamak elde değil. İçeriğine girmeden bu hikayenin tadını sizlere bırakıyorum. Fıtnat hanım ve Koca Ragıp paşa ile Haşmet bey
Edebiyat
Can Veren PervanelerHayati İnanç · Babıali Kültür Yayıncılığı · 20213,701 okunma