ONUR

ONUR
@ego_sum_qui_sum
YÜKSEK KALDIRIM MÜHENDİSİ
İSTANBUL
BİLECİK, 28 Temmuz 1982
3955 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·419 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 13:04
Huzur bence sadece bir aşk hikâyesi değil. Ahmet Hamdi Tanpınar burada insanın içindeki eksikliği, o tamamlanma arzusunu yazmış. Mümtaz’ın yaşadığı gelgitler, Nuran’a tutunuşu aslında biraz o bütün olma isteği gibi. Her şey yerli yerindeydi; fakat hiçbir şey tamam değildi. Bu cümle kitabın özeti gibi. Dışarıdan bakınca her şey normal ama içte bir şey hep yarım. Ne içindeyim zamanın, ne de büsbütün dışında… Zaman meselesi zaten Tanpınar’ın en güçlü tarafı. İnsan geçmişle gelecek arasında sıkışıyor bazen. Bu kitapta huzur arayışı var ama bağırarak değil, sessiz sessiz. Okuyunca insanın içine bir İstanbul akşamı çöküyor ama o akşamın içinde garip bir sükûnet de var. Herkese keyifli huzurlu okumlar...
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201421,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·228 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 18:03
Kitap daha ilk sayfalardan itibaren seni “hadi bakalım klasik bir hikâye okuyacağız” havasından çıkarıp, yavaş yavaş başka bir yere götürüyor. Ama öyle büyük büyük laflarla değil… sanki sokakta yürürken biri yanına yaklaşıp sana hayatı anlatıyormuş gibi. Kitabın en güzel tarafı şu: hem komik, hem acı. Hem güldürüyor, hem bir anda durup “lan ben ne yaşıyorum” dedirtiyor. Çünkü Kaymaz’ın yaptığı şey şu; insanın en basit halini alıyor, onu hem mizahın içine koyuyor hem de varoluşun ortasına bırakıyor. Bir bakıyorsun köpeklerden bahsediyor, bir bakıyorsun insanın içindeki karanlık tarafı tokat gibi yüzüne vuruyor. Bu kitap düz dünyacılık meselesini öyle bilimsel falan tartışmıyor zaten. Asıl olay başka. Burada “düz dünya” fikri daha çok bir metafor gibi. Yani insanlar gerçekten dünyayı düz sanıyor mu değil mi kısmı değil mesele… insanlar zaten kafasının içindeki dünyada yaşıyor. Herkesin gerçeği ayrı. Kimisi inatla saçma bir şeye tutunuyor, kimisi gerçeği görse bile görmemeyi seçiyor. İşte kitap bunu çok iyi anlatıyor. Sezgin Kaymaz’ın dili aşırı güçlü. Ama böyle ağır edebiyat kasıntısı gibi değil. Tam tersine çok doğal, çok içten. Bazen bir cümleyle kahkaha attırıyor, bazen aynı sayfada insanın boğazı düğümleniyor. Bence bu, kolay bir iş değil. Çünkü mizahı da dramı da aynı potada eritip okuyucuya yedirmek büyük ustalık. Kitaptaki karakterler de öyle süs olsun diye yazılmış tipler değil. Hepsi gerçek hayattan fırlamış gibi. Her birinin bir yarası var, bir tuhaflığı var, bir eksikliği var. Zaten insan dediğin de öyle değil mi? Dışarıdan normal gibi durur ama içinde fırtına kopar. Kitap bunu anlatıyor. Herkese keyifli okumalar dilerim
Düz DünyacılarSezgin Kaymaz · İletişim Yayınları · 2023799 okunma
Puan vermedi·590 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2026 17:23
İskender Pala’nın Bülbülün Kırk Şarkısı kitabı bence klasik bir siyer kitabı gibi değil. Daha çok roman tadında, edebi dili güçlü, manevi tarafı ağır basan bir eser. Peygamber Efendimizin (sav) hayatını anlatıyor ama bunu kuru kuru bilgi verir gibi değil de, insanın içine işleyecek şekilde anlatıyor. Kitabı okurken bazı yerlerde gerçekten durup düşünüyorsun. Yazar sadece olayları sıralamıyor, o dönemin ruhunu da hissettirmeye çalışıyor. Zaten dili de çok güçlü. Yer yer ağır kelimeler var ama rahatsız etmiyor, tam tersine kitaba ayrı bir hava katıyor. Mesela şu cümle kitabın genel havasını çok iyi anlatıyor: “İnsan hayatını kötülükle değil, güzellikle yaşamalı; Allah belki ömrü bize bunun için vermiştir.” Bülbül metaforu da çok güzel kullanılmış. Bülbül burada sadece bir kuş değil, sanki aşkın ve teslimiyetin sesi gibi. Peygamber sevgisini anlatırken insanın kalbine dokunuyor. Kitapta beni en çok etkileyen yerlerden biri de yetimlik konusu oldu. Şu cümle gerçekten çok güçlü: “Babası yok diye bir çocuğu sahipsiz mi sanırsın? Yetimin sahibi Allah’tır.” Genel olarak kitap insana iyi geliyor. Hem düşündürüyor hem de içini yumuşatıyor. Maneviyatı olan, edebi dili seven biri için kesinlikle okunacak bir kitap. Kısacası: Bu kitap sadece bir şey öğretmiyor, aynı zamanda insanın kalbine de dokunuyor. Herkese keyifli huzurlu okumalar dilerim.....
Din
Bülbülün Kırk Şarkısıİskender Pala · Kapı Yayınları · 201513,6bin okunma
Puan vermedi·180 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 17:07
Selim İleri’nin Cumartesi Yalnızlığı, ilk bakışta sakin ilerleyen ama aslında içten içe insanı yoran bir kitap. Roman boyunca büyük olaylar olmuyor; asıl mesele kahramanın geçmişle kurduğu ilişki. Hikâyede anlatıcı, eski dostluklarını, yarım kalmış ilişkilerini ve edebiyat çevresindeki kopuşları hatırlıyor. Özellikle geçmişte önem verdiği insanların artık hayatında olmaması, onu en çok yaralayan şey. Kimseyle kavga etmiş değil; sadece herkes yavaş yavaş kaybolmuş. Romanın sonunda bir yüzleşme, bir toparlanma ya da umutlu bir kapanış yok. Kahraman yalnızlığını çözmüyor, sadece kabul ediyor. Asıl kırıcı olan da bu. Yalnızlığın geçici değil, kalıcı olduğunu fark ediyor. Geçmişe dönüp bakıyor ama geri dönmenin mümkün olmadığını da biliyor. Okur olarak insan, “keşke” kelimesinin romandaki en görünmez ama en güçlü kelime olduğunu hissediyor. Bu yüzden Cumartesi Yalnızlığı, mutlu biten bir roman değil. Ama gerçek biten bir roman. Selim İleri burada okura şunu söylüyor gibi: Bazı hayatlar düzelmez, sadece anlaşılır._
Cumartesi YalnızlığıSelim İleri · Everest Yayınları · 2014585 okunma
Puan vermedi·561 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 13:33
Ey İnsan, insanın kendine doğru çıktığı en sessiz yolculuklardan biri. Bu kitapta anlatılan şey tasavvuf değil; tasavvufun hâlidir. Okurken insan bilgi toplamıyor, kalbini yokluyor. Cemalnur Sargut insana bağırmıyor, fısıldıyor. “İnsan kendini bilmeden Rabbini bilemez” derken aslında insanın en zor yolunu işaret ediyor. Kitap boyunca insan şunu hissediyor: Tasavvuf burada kavram değil, edep. Bilgi değil, terbiye. Bir yerde şöyle diyor: “İnsan, kendine emanet edilmiştir.” Bu cümle bile tek başına kitabın özetidir. Okudukça anlıyorsun ki insan sadece düşen bir varlık değil, ayağa kalkması beklenen bir varlıktır. Ama bu kalkış kibirle değil, tevazuyla olur. Başka bir satırda: “Kalp temizlenmeden yol açılmaz.” Bu kitap insana haddini hatırlatıyor ama umudunu elinden almıyor. Yargılamıyor, davet ediyor. Kırmıyor, uyandırıyor. “Ey İnsan” bittiğinde insan daha bilgili olmuyor belki… Ama biraz daha edepli, biraz daha farkında oluyor. Ve tasavvuf da zaten tam olarak budur. Keyifli okumlar herkese ....
Tasavvuf
Ey İnsanCemâlnur Sargut · Nefes Yayınları · 201715 okunma