Eğer hasta kibirli, gururlu, şüpheci, tahrik edici, sömüren, yabancılaşmış, yakınlıktan korkan, kendini aşağılayan, hor gören ya da bir insanın diğerleriyle ilişkisinde olabileceği çok sayıdaki diğer bozuk yollardan birini kullanan bir yapıya sahipse terapistle ilişkisinde de bu şekilde davranacaktır. Terapi saati ve terapistin sahnesi sosyal bir dünya haline gelecektir. Hastanın geçmişini almaya, kişilerarası ilişkisinin tanımlarını sormaya gerek yoktur; er ya da geç bütün trajik davranışsal yapı terapi ofisinde hasta ve terapistin gözleri önüne serilecektir.
Kendisini rahatsız eden her şeyi kırıntılar haline getirip ceplerine dolduruyor, sonra da teker teker çıkarıp sabahlığının kurmaşına sürte sürte yok ediyordu.
Yaşamın iki ila üç yılı, çocuğun az gelişmiş Benliğinin ve diğerlerinin özerkliğini fark etmedeki eksikliğin normal olduğu bir narsisizm çağıdır. Büyüklenme, her şeye kadir olma, büyüsel düşünme, utanç duyarlılığı ve kişilerarası sınırların eksikliği, bu döneme dahildir. Bu dönemi aşmamız gerekir ama diğer tarafa geçerken bizi hoşgörecek ve sevgi gösterecek ebeveynlere ihtiyacımız vardır. Henüz göremediğimiz sınırları korumalarına, gerçekte kim olduğumuzu ve olabileceğimizi göstermelerine, utancı yönetip öfkeyi kontrol altına almada yardımcı olmalarına ve başkalarının dünyasında yaşamayı öğretmenleri için onlara ihtiyacımız vardır. Bu gerçekleşmediğinde çocukluk dönemi narsisizmine saplanıp kalabiliriz. Ayrılma-bireyleşme sürecini tamamlamakta başarısız olma narsisistik bir kişiliğe yol açar.