İtaat, hiyerarşik toplumların gücüdür. Bu
En temel duygularını daha çocukken boğulmayı göze alarak çocukları eğerek yaparlar.
Günümüzde eğitimin yüzleşmek zorunda olduğu mücadeleler artık boyun eğmeye değil başkasına saygıyı, itaati değil empatiyi öğretmektir.
Şiddetten kurtulmak büyük zihinsel bir devrim gerektirir.
İnsanlar toplumun çürümesiden, değerlerin yok olmasından dem vuruyor. İşsizlik ve sorumsuz anne babalar suçlanıyor. Gençlerin tepelerine polis gönderiliyor (“bu gençlere sınır koymak gerek!”) oysa ortalıkta zaten fazlasıyla sınır var. Gençlerin ihtiyacı olan :
Saygı
Güç
Adalet ve
Gelecek tahayyülü.
Gençler şiddet göstererek ne kadar umutsuz olduklarına yetişkinlerin dikkatini çekiyorlar. Sonunda onları duymamız için daha ne kadar bağırmaları gerek?
Şiddetten kaçınmak, onu durdurmak için diyalog kurmak, darbelerin yerine sözcükleri koymak gerekir. Öyleyse şiddetsizliğin yolu dilden geçer ama bu değil yargılayan, aşağılayan, karşısındakinin varlığını yok Sayan, duyguları tanımayan bir dil değil !
Dinleyen, saygı gösteren, karşısındakinin varlığını kabul eden, duygularını paylaşan, ihtiyaçlarını ifade eden bir dildir .