Bir gün Einstein'dan hayatta başarılı olmayı matematiksel bir ifade ile anlatmasını istemişler. Bu büyük fizik bilgini cevaben demiş ki:
"Eğer (a) hayatta başarılı olmayı gösterirse, formül şöyledir: a=x+y+z Bu formülde (x) çalışmayı, (y) dinlenmeyi gösterir."
"Peki (z) neyi gösterir?" diye sormuşlar.
Einstein cevap vermiş:
"Çenenizi tutmayı."
İyi bir dinleyici olmak bir beceridir ve biz biraz teknik, biraz da alıştırma yaparak dinleme becerimizi geliştirebiliriz. Etkili dinleme sadece söylenenleri duymak değil, aynı zamanda bunları önemsemek, kavramak ve değerlendirmektir. Ayrıca etkin dinleme aktif bir süreçtir.
Popper sağlam bir bilimsel hipotezin, beklenmedik birçok yeni fikir doğuracağı görüşündedir. Görüşünün en can alıcı noktası şudur: Bir gözlem teoriden doğmuşsa
ve deneylerimiz bu gözlemi doğrulayamıyorsa, demek ki teori hatalıdır. Popper'a göre bilim
insanları hipotezler ortaya koyup, bunları çürütmek için canla başla çalışmalıdırlar. Ona göre Aristoteles'ten Einstein'a bilimin ilerlemesi tamamen bu sürecin işlemesidir.
Üniversite kürsüleri çoktur; ancak bilge ve asil hocalar azdır. Amfiler çok sayıda ve geniştir; ancak hakikate ve adalete gerçekten susamış gençlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez.
Deneyimleyebileceğimiz en güzel şey gizemdir. Gerçek sanatın ve gerçek bilimin beşiğinde duran temel duygu budur. Onu tanımayan, artık merak edemeyen, artık hayretler içinde kalamayan bir insan; sönmüş bir mumdan farksızdır, ölü sayılır.
Einstein, Berlin'deki çeşitli üniversitelerde dersler verdi ve genç bilim insanlarına mentorluk yaptı. Derslerinde teorik fiziğin sınırlarını zorlayan konulara odaklandı. Onun derslerini dinleyen öğrenciler, karmaşık fikirlerini basit ama etkili bir şekilde ifade etme yeteneğine hayran kalıyordu.
Bir öğrencisi, Einstein'in derslerini şöyle anlatıyordu: "Bir konuyu açıklarken önce çok basit bir örnekle başlar, ardından sizi o kadar derin düşüncelere sürüklerdi ki kendinizi evrenin sırlarını anlamaya çalışırken bulurdunuz."