Nerden başlasam bilmiyorum beni bu kadar etkileyecek bi kitap olmasını beklemiyordum. Kitabı okumaya başlar başlamaz konusu sizi içine çekiyor, hiç sıkılmıyorsunuz ne zaman bitecek demiyorsunuz..Tam tersi içimizi saran sıcacık bir hikaye..Uzun zamandır bu kadar tatlı bir hikaye okumamıştım içim sıcacık oldu okurken, küçücük çocukların dünyasını bu kadar büyük görebilmek ve her sayfada heyecanla okutmak büyük bir yetenek ister diye düşünüyorum. Küçücük çocuklar ama sahiplendikleri arsaları onu korumak için verdikleri savaş, orayı bir bakıma ev gibi bilmeleri, dostlukları, asker oyunları, küçücük çocuklardan öğrendiğimiz kocaman dersler..hepsi geçmişe götürdü beni.
Pal sokağı çocuklarının hikayeleri, heyecanları, arsa için verdikleri savaş..Her bir detay o kadar güzel o kadar heyecanlı işlenmişti ki sanki yaşadıkları her aksiyonda yanlarındayım gibi ben okurken geriliyordum ve çok heyecanlanıyordum. Onlar arsaları için savaş verirken sanki ben de oradaydım. Nemecsek kocaman işler yaparken sanki ben de onu korumaya çalışıyordum burdan..
Herkesin belki favori bir çocuğu vardır, benimki tereddütsüz Nemecsek'ti. Küçücük yüreğiyle kocaman cesareti, minicik sarı tatlı bi çocuk olup başlarda Pal sokağındaki diğer çocuklardan tabiri caizse altta görülen bu yüzden hassas bir kalbi olan,hep büyüklerinin gözüne girmeye çalışan ama bana sorarsanız kitaptaki tüm çocuklardan daha mükemmel olan en ve tek favori karakterim oydu. Onu okurken öyle gülümsüyordum küçücük haliyle yaptığı kocaman cesur şeyleri okurken öyle heyecanlanıyordum ki kalbimde kocaman bi yer bıraktın Nemecsek.. Sizi ve arsanızı çok sevdim Pal sokağı çocukları, hiç beklemediğim bir zamanda kalbimde kocaman bir iz bıraktınız.
Kitabın sonu hepimizi paramparça etmiştir buna eminim ben o kadar üzüldüm ki bu sona ve
Akıllı bir çocuktu; ama insanların birbirinden farklı olduğunu, bu farklılıkların nedenlerini kavramak için acı çekmemiz gerektiğini henüz öğrenmemişti.
MİNİMAL SPOİLER İÇERİR***
Okuduğum en farklı ve anlattığı konu bazında en değişik kitaplardan biriydi. En başlarda "eee ne anlatıyor bu şimdi yani" diye sorguladığım; ama sonradan hikaye ilerledikçe "inanamıyorum ne kadar heyecanlı ilerliyor" diye şasırdığım elimden bırakamadığım, yer yer okurken yorulup duraksadığım, nefeslenmeye ihtiyaç duyduğum ama devamını bi o kadar merak ettiğim ve kaldığım yerden yine aynı heyecanla devam ettiğim, zaman zaman artık bitireyim diye düşündüğüm ama hikayeye alışınca bitmesinden korktuğum beni ikilemler arasında bırakan ama özellikle belli bir sayfadan sonra çok sevip benimsediğim ve sanki aileyle o evde yaşıyor gibi yaşadıkları her şeyi o evdeki bir birey gibi hissettiğim bir kitaptı. Okuması yer yer yorucu ama fazlasıyla tatmin ediciydi, ben çok sevdim çok benimsedim. Karakterle sanki o evde yaşayan biri gibi bağ kurdum, duygularını yalnızlıklarını anladım. Ailecek bi asır boyunca aynı hataları farklı şekilde tekrarlamalarına, birbirlerinin yalnızlıklarını üzüntülerini(istisnalar hariç) hiç görmeyişlerine hep çok öfkelendim böyle bir ailede büyümediğim için. Bazı ilişkilere yok artık derken, bazı aşklara ve tasvirine çok hayran hayran okudum. Olmaması gereken kişilere çok güzel hisler duyan da vardı, ailesiyle hiç bağ kuramamış bir sürü kişi de, aşkını yalnızlık gururuna heba eden de, koskoca kalabalığın içinde sayılı kişiler dışında hepsi yalnızdı bence. Hepsinin çok fazla hatası vardı ama bazılarının bir o kadar da anlaşılır veya sevilesi tarafları vardı. Bazı karakterlere çok kızsam da okurken büyük kısmıyla empati kurup hikayeye onların gözünden bakma fırsatı buldum. Hikayenin sonu benim için çok çarpıcıydı galiba kocaman ailenin bu kadar hüzünlü ve ani sonunu beklemiyormuşum, bu aile ve o kasaba hiçbir zaman bitmez gibiydi.