Bir kitap düşünün size lise çağında hayatı sorgulatsın. Paranın varlığının yaşattığı kapital sistemde, paranın yokluğuyla oluşacak büyük yıkımı anlatsın. Aile bağının ne kadar önemli olduğunu anlatırken, aslında ne kadar önemsiz olduğunu gözünün içine soksun.
Kitabı okurken, boş zamanım çoktu. rahatsız eden yoktu ve ben o kitabın dünyasına tamamiyle girmiştim. Bir traktörün varlığının ne kadar büyük bir lütüf olduğunu görürken nasıl bir bela olduğunu idrak etmek beni sarsmıştı.
Karakterler o kadar gerçek ki, sevemediğinizden nefret ediyorsunuz, sevdiğinizi ise sahipleniyorsunuz. Olay örgüsü ve dönemin şartlarının işlenişi, hikayenin geçtiği yılı ve o dönemin atmosferini iliklerinize kadar hissettiriyor.
Ve kitabın sonu, sizi benliğinizden vuruyor...