Talip Apaydın Türk Edebiyatı açısından son derece önemli bir yazar. Öyle ki yazarın kendi babası da tıpkı romanlarında geçirdiği anlatımlar gibi taşranın karakteridir. Zorluk geçirmiş, yokluk görmüş, savaşa katılmış ve Milli Mücadele`nin ruhuna varmıştır. Yazar hem onun anlattıklarından yola çıkarak hem de araştırmaları sonucu bizlere eseri vermiştir.
Milli Mücadele tamamlanmış, rejim değişmiş ve cumhuriyet ilan edilmiştir. Savaşa katılan taşra gençleri köylerine birer birer dönmekte, her yerin yakılıp yıkıldığını görmektedirler. Bu süreçten sonra artık hayata tutunma, aç kalmama mücadelesi başlayacak, kurulan yeni rejim ile beraber onların bu süreç içerisindeki durumları ele alınacaktır.
1920 yılı ve sonrasında Anadolu köylerini, köylülerini anlatan yazar; hem insanlar arasındaki ilişkiyi irdeliyor hem de genel planda sosyolojik bir bakış atmaktan da geri durmuyor. Akıcı dili, okunabilir satırları ve ele aldığı konu ile beraber okuyucu kendisini yakın tarihimizde yaşanan ve ders çıkarılması gereken olaylarda buluyor.
Şeyh sait isyanı, harf inkilabı, soyadı kanunu, rejim değişikliği, dış ticaret atılımları ve partili döneme geçiş aşamalarını taşra insanı üzerinden göstererek yine hiçbir şeyin değişmediğini, aslında rejim değişikliği olsa bile yine köylülere yemeklerden arta kalanların verildiğini görüyoruz. Bu süreçte ise Mahmut ve onun ailesinin geçim mücadelesini, sıkıntılarını okuyoruz.
Her Türk gencinin okuması gereken bir eser.
Kaçırılmamalı.