Biz akıllı dört kadın, benim isteğim sonucu dedik ki, Parma Manastırı'nı okuyalım. Ama gelin görün ki sonuç hüsran. Ben ilk 200 sayfaya kadar sorunun kendimde olduğunu düşünüyordum, kızlarla konuştuktan sonra anladım, sorun bende yada bizde değil kitapta Bu kadar övülen, yere göğe sığdıralamayan, Tolstoy'un Stendhal ve Parma Manastırı olmasa ben Savaş ve Barış'ı yazamazdım dediği, Balzac'ın bir başyapıt olarak kabul ettiği bu klasik maalesef hiç birimizden geçer not alamadı. Belki onların yaşadığı dönem göz önünde bulundurulursa bir başyapıt olabilir, lakin bir başyapıt bence okunduğu her dönemde kabul görülmeli ve takdir edilmeli. Kısacası realizmin en büyük yazarı kabul edilen canım Stendhalcığım üzgünüm ama bizimle değilsin
Kısaca konusundan bahsedecek olursam ; genç,hayalperest toy bir delikanlı olan kahramanımız Fabrizo ve onu büyük yerlere getirmek isteyen halası Düşes Sanseverina'nın entrikalarla dolu olaylarını konu alıyor tüm kitap. Ben kitap boyunca Fabrizo'ya kızmadan geçirdiğim bir sayfa dahi okumadım. Bir hayalin peşinde Napolyon ile savaşa mı girmedi, bir aşkın peşinde adam mı öldürmedi, sevildiğini zannederek düelloya mı girmedi, cebindeki tüm parayı kendisine yardım edeceklerine inanıp herkese mi dağıtmadı, zindana atıldığı anda bile mutlu mu olmadı ️Okurken sizi sinir edip, sayfaları kapattıracak ne ararsanız var Fabrizo da. Halasına ve çevirdiği dümenlere girmek dahi istemiyorum. Sonu için okunmaya değerdi diyenlere de bir çift lafım olacak, vallahi son 20 sayfa için 500 sayfa okumaya değmez, billahi değmez.
Tavsiye ediyor muyum, hayır. Ama her zaman dediğimi tekrarlıyorum; kitaplar göreceli kavramlardır, benim beğenmediğimi sizler belki beğenirsiniz.
Bu okumada bana eşlik eden, onlar olmasaydı asla bitirmeyeceğim hatta yarım bırakacağım bu