Puan vermedi·180 syf.··
2026 106. kitabı
Bugün sizlere düşündürücü bir kitap ile geldim. Çağlar ŞENGÜL ’ün yazdığı “Araf’ta Birkaç Yıl” romanı, insanın içindeki o hiç kapanmayan boşluğu, hep bir şeylerin eksik kalma hissini çok tanıdık ve içten bir yerden yakalayan bir eser. Hikaye, zihninin labirentlerinde kaybolmuş, kendi kurduğu hayalleri yine kendi elleriyle yıkan yalnız bir gencin dünyasını merkezine alıyor. Aslında her şey bir cuma günü, yanlış bir ders saatinde, adeta bir peri masalından fırlamışçasına karşısına çıkan o gizemli kızla ve sadece tek bir “merhaba” ile başlıyor. Ancak yazar, bu sıradan gibi görünen tanışmayı alelade bir aşk hikayesi olarak bırakmıyor; aksine karakterin kendi iç dünyasına, hatalarına ve hayatı algılayış biçimine tutulan keskin bir aynaya dönüştürüyor. Roman boyunca sadece iki insan arasındaki çekimi değil; bir insanın dürüstlükle bencillik, korkaklıkla cesaret arasında verdiği o sessiz ve amansız savaşı izliyoruz. Yazar aşkı, gözü hiçbir şeyi görmeyen fanatik bir taraftara benzetirken, huzuru ve o meşhur araf duygusunu okuyucunun iliklerine kadar hissettiriyor. Sayfaları çevirirken kendinizi çok güçlü bir sorunun karşısında buluyorsunuz: “Kolay elde edilmiş bir saadeti mi, yoksa insanı yücelten ıstırabı mı seçerdiniz?” Araf’ta Birkaç Yıl, sadece bir ilk gençlik ya da arayış romanı değil; insanın kendi içindeki labirentte yürüme, hayal kırıklıklarıyla dürüstçe yüzleşme ve nihayetinde o kaçınılmaz kabullenişin getirdiği huzuru arama rehberi. Yazarımızın emeğine sağlık. İyilikle ve kitapla kalın.
Araf’ta Birkaç YılÇağlar Şengül · İkinci Adam Yayınları · 20262 okunma
3/10
·280 syf.··
2026 60. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:00
Selamlar! Haftanın son gününde cumaya hiç yakışmayacak bir seri kitap devamı ile geldim! Kusursuzca Kusurlu serisi 4 Ve en baştan anlaşalım serinin ilk 3 kitabını okuyanlar için yüksek hayal kırıklığı taşıyor kendisi! Şimdi efenim; hayatı boyunca büyük bir mafya imparatorluğu olan La Cosa Nostra'nın içinde büyüyen Isabella, kendisini çocukken kurtaran Luca’ya takıntılı derece aşıktır. Burada parantez açalım Isabella olayı yaşadığında 6 yaşlarındadır! Neyse; Ailenin dedesi ölmeden önce, ailenin ve bölgenin güvenliğini sağlamak amacıyla Isabella ile Luca'nın evlenmesini vasiyet eder. Ve tabi Isabella bunu büyük bir memnuniyetle kabul eder. Ama Isabella 19 yaşında; Luca ise kendisini aldatan karısından henüz boşanmakta olup bir de kız çocuğuna sahiptir! Olaylar, olaylar! Luca mecburen Isabella ile evlenir ama ona asla dokunmaz, dokunamaz! Bizim genç kızımız ise karanlık tutkularını ona sergilemekten ve sürekli etkilemeye çalışmaktan dahası sınırları zorlamaktan geri durmaz… Kitap devam ederken Luca’nın geçirdiği kaza ve yaşadığı hafıza kaybı ile ortalık bir anda karışır! Güç savaşlarının dengeleri bozacağı korkusu içinde Isabella tüm kurnazlığı ve zekası ile sahnededir! Gelelim hayal kırıklığı yaşatan kısma: Dark romance seviyorsanız sizi doyurur bir kurgu fakat konu mafya mevzuları olunca biz kitapta biraz heyecan ararız ki bir yerden sonra özellikle her sayfada başka bir yatak sahnesi ile baş başa kalıyoruz.. Dolayısı ile yaş farkı, zoraki evlilik, yalanlar ve sırlarla çevrili romanı çok da bir neticeye bağlamadan bitirdik. Tavsiye eder miyim? Okumasanız da olur.. Ama benim gibi seride eksik parça kalmasın derseniz mecburen okursunuz!
Harabe SırlarNeva Altaj · Artemis Yayınları · 20241,513 okunma
Reklam
Emrin Başım Üstüne!
10/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:53
Muhammed Emin Yıldırım hocanın sohbetlerini zaten çok seviyordum; bu kitaba başlarken de temel amacım tesettürün anlamını tam manasıyla kavramak ve hayatımda daha fazla yaşama gayesiydi. Bu arayışın içindeyken karşıma Tesettür Ahlakı kitabı çıktı. Tam da bu niyetle, doğru bir eserle yola çıktığımı kitabı bitirdiğimde çok daha iyi anladım. ​Kitap, sadece teorik bilgiler vermiyor; hocanın o bildiğimiz samimi, insanı yormayan ama bir o kadar da iç dünyasıyla yüzleştiren sohbet üslubunu her sayfada hissediyorsunuz. Özellikle mahrem ve namahrem konularında zihnimde eksik kalan, tam oturtamadığım noktalar vardı; kitap sayesinde bu eksiklerimi hallettim ve taşlar yerine oturdu. ​Sayfaların arasına serpiştirilmiş o küçük dualar okuma akışına öyle güzel bir ruh katmış ki... Hele en sondaki o özel dua sayfası kitabın benim için en zarif ve en huzurlu kapanışı oldu. ​Benim gibi tesettürü sadece şekilsel bir kavram olarak görmeyip, onu ahlakıyla, özüyle hayatına dahil etmek ve bu konuda derinleşmek isteyen herkesin yolunun bu kitaptan geçmesini gönülden tavsiye ederim. Tesettür benim kimliğimdir, onunla tanınırım Tesettür benim şahsiyetimdir, onunla kıymetlenirim Tesettür benim izzetimdir, onunla yaşarım. Tesettür benim kalkanımdır. onunla korunurum Tesettür benim vakarımdır, onunla olgunlaşırım. Tesettür, Rabb'imin beni muhatap almasıdır; onunla sevinir ve her daim "Emrin başım üstüne!" derim.
Tesettür AhlâkıMuhammed Emin Yıldırım · Siyer Yayınları · 202543 okunma
Anlamaz oldu dünya beni …
10/10
·824 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:14
Paramparça hissediyorum şu an… Kitabı okurken ortalarına geldiğimde yazar neden yazmış bu kitabı diye kızdım . Bu kadar duygusal yıpratıcı bir kitapla son zamanda karşılaşmamıştım. Hep görüyordum ama içeriği hakkında bu kadarını beklemiyordum. Hassas olanlara uyarım hazırsanız okuyun. Kitap akıcı çok güzel ilerliyor . Karakterler çok güzel derinliği var hepsinin . Jude , Harold, Willem , JB, Andy , Felix … hepsi bambaşkadır . Konuya değinmek istemiyorum okuduğumda hissetiklerimi aktarmam eksik kalacaktır . Hayatın anlamı nedir? Bir insan bu kadar acıya nasıl katlanabilir? Sorusu kafamı kurcalayacak bir süre…
Değersiz Bir HayatHanya Yanagihara · Doğan Kitap · 20245,6bin okunma
7/10
·192 syf.··
2026 13. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 18:56
Uyanan Güzel kitabını okudum bitti. Yazarın ilk tanıştığım kitabıydı. Vahide menopoz dönemlerinde olan bir kadın. Babası Azim Bey yatalak hasta ona bakıyor. Babasıyla arası çok kötü. Sevgilisi Sedat’ın siyasi olaylara karışması babasının onu ihbar etmesi,onun ölümüne neden olduğu düşüncesiyle babasından nefret ediyor. Küçüklüğünü babası tarafından hep ezilerek geçirmiş resim yapması engellenmiş. Deniz, Vahide’nin yeğeni. Sevgilisi Arda’yla ayrılmış genç bir kız. Leman Deniz’in annesi Vahide’nin kız kardeşi kötü bir şekilde bir şeylerden kaçarken ölmüş ancak nasıl öldüğü ile ilgili ayrıntılı bilgi yok. Memo Deniz’in babası hayatta değil. Vahide, sokak sanatçısı akordion çalan, Bosna savaşında bir ayağını kaybeden Adrian’a aşık oluyor. Geçmişte yaşayamadığı ertelediği şeyleri yaşıyor. Ancak Adrian memleketine dönüyor. Güzel geçirdiği günler kısa sürüyor. Kitap sonunda Vahide, kendini bulmuş gibi anlatılıyor ancak Adrian’ın gelme umuduyla hala. Kitabın adına bakıldığında güzelin uyanması için daha farklı bir son beklerdim açıkçası. Evet gençliğinde babasının istemediği resim yapma işine yeniden başladı dışarı çıkmaya başladı ama eksik bir şeyler var gibiydi. Kitap gri şehirde geçiyor. Gri şehir dediği İstanbul ancak İstanbul’un adı hiç geçmiyor. İsimler geçmiyor ama olayların Beyoğlu çevresinde geçtiği hissediliyor, ağaç kesme olayları yüzünden insanların sokağa dökülmesi gibi siyasi olaylara da yer veriyor. Bunun dışında gri şehirde yaşanan ileri derece felaketler iklim krizleri insanların bir yerlerde mahsur kalmasına neden olacak seviyeye gelmiş durumda. Şehirdeki deprem sorununa da vurgulama yapılmış. İlerideki İstanbul sorunlarını düşündürüyor. Gri şehirle ilgili anlatılanların olduğu kısımlar şiirseldi masalsı dil çok hoşuma gitti. O bölümler hiç bitmesin
Uyanan GüzelJale Sancak · Sia Kitap · 2026201 okunma
Puan vermedi·571 syf.··
2026 62. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:24
Pek çok kişi Tolkien'e "Fantastik Edebiyatın Babası" gibi sıfatlar yakıştırıyor, fakat bu gibi sıfatları yakıştıran kişilerin türün tarihini tam olarak bilmediğini düşünüyorum. Misal, Eddison'un eserinde yine hayali bir dünya, incelikle oluşturulmuş ve oldukça arkaik bir dil, dünyevi olmayan bir kraliçe, soyluluk ve karanlık güçler arasında gidip gelen, bocalayan, içsel çatışmalar yaşayan bir merkezi karakter mevcut. Anderson'ın, Yüzük Kardeşliği ile aynı yıl çıkan Broken Sword adlı kitabında da uzak diyarlarda yaşayan kibirli elfler, kazılar yapan cüceler, dövülmesi gereken bir kılıç, aydınlık ve karanlık ordular arasında geçen epik bir savaş, bu iki uca sıkışmış bir başka merkezi karakter ve Hristiyan ile Pagan dünya görüşlerinin iç içe olduğu bir anlatı mevcut. Peki bu unsurlar Tolkien'e özgü değilse, onu farklı kılan şey nedir? Dunsany, Eddison ve Anderson da aydınlık ile karanlığın çatıştığı dünyalar sunsa da, bu çatışmaları incelikli, çoğu zaman ironik bir dokunuşla aktarırlar. Ahlakı mutlaklar üzerinden sunmanın tehlikeli olduğunu kabul ederler. Tolkien (ya da C.S. Lewis) ise kötülüğü kötü, iyiliği iyi olarak göstermekte hiçbir sorun görmez. İkisinin kesiştiği tek nokta, Gollum'un hikayesinde de görüldüğü üzere, dürüst bir kişinin baştan çıkarılması durumudur. Ancak Gollum dahi, Eddison'ın Lord Gro'su ya da Anderson'ın Scafloc'u gibi alternatif bir dünya görüşü içinde yaşayan bir karakter değildir. Yalnızca Tolkien'in, tabiri caizse, iki kutuplu ahlakının iniş çıkışları arasında savrulup gider. Kötülüğü dışsal, akıl dışı bir olgu olarak sunmak, "bize karşı duran, bilinmeyen" olarak tanımlamak tehlikeli bir mesajdır. Çünkü okuyucu kendi ahlakını bu oluşturulmuş dünyanın üzerine ekler ve dayatır, ki modern fantastik yazarların çoğu, Tolkien'in örneğini
Edebiyat
The Fellowship of the RingJ. R. R. Tolkien · Harper Collins · 200917bin okunma
Reklam
Reklam