"Geçen gece bütün vidalarımı itinayla söküp kendimi açtım. Anatomik olarak kimseden bir farkım yokmuş, ben de insanmışım. Bunu görmek büyük bir hayal kırıklığı yaşamama neden oldu, ben ayrılmak istiyorum Osman. Zaten sonrasında da bir türlü toparlanamadım. Hani konuşmuştuk ya, insan vücudu tatile giderken ne bulursan tıkıştırdığın bir bavul gibi. Bir kere açtıysan bir daha katiyen aynı şeyleri içine sığdıramıyorsun. İşte benim de kendimi söküp takmaya çalıştığım o gece, bütün organlarımı hatırladığım kadarıyla yerlerine yerleştirdikten sonra bir parçam dışarıda kaldı. Anlayacağın, bir süredir beynimi dandik bir pazar poşetinde taşıyorum. Eksik kadroyla iyi bir mücadele sergileyemiyorum, ben ayrılmak istiyorum Osman."
Sevgisiz büyümüştü o da. Bu yüzden de yeterince gösterememişti sevgisini çocuklarına. Ona ne öğretilmişse onu uygulamıştı Elif, ne bir eksik ne bir fazla...
Ölüm, en güzel öğretmen olmuştu ama geç gelen bu öğretmenliğin Rafet'e bir faydası yoktu artık. Toprak, bu taze kuzuyu koynuna almak için sabırsızlanırken Elif, biraz daha zaman kazanmanın peşindeydi. Kocasının kucağındaki emanetine çaresizce bakarken ciğeri kor ateşlerde yanıyordu..
Oysa kalp, tevazu ile yumuşar. Tevazu, insanın kendi acizliğini bilmesidir. "Ben eksik bir kulum, Rabbim olmasa bir adım atamam" diyebilmektir. Tevazu, başkası-nın iyiliğini takdir etmek, kendi iyiliğini ise Allah'ın lütfu olarak görmektir.
…insan vücudu tatile giderken ne bulursan tıkıştırdığın bir bavul gibi. Bir kere açtıysan bir daha katiyen aynı şeyleri içine sığdıramıyorsun. İşte benim de kendimi söküp takmaya çalıştığım o gece, bütün organlarımı hatırladığım kadarıyla yerlerine yerleştirdikten sonra bir parçam dışarıda kaldı.
Anlayacağın, bir süredir beynimi dandik bir pazar poşetinde taşıyorum. Eksik kadroyla iyi bir mücadele sergileyemiyorum, ben ayrılmak istiyorum Osman.