Sanki bir yanımız eksik doğmuşuz da onun yerine başkasının elindekini koymuşuz. Eksik olanı aramıyoruz açıkçası; fazlalıkla yamanmış bir ömür sürüyoruz. Kırık yerimizi bantlamıyoruz, süslüyoruz.
Neden bir de rüya görürüz? Her şey olup bittikten sonra neden bir de rüya görürüz? Karmaşanın, keşmekeşin, hayatın yorucu zenginliğinin içinde eksik kalan nedir ki, uykunun kuytusunda ille de tamamlanması gerekir?
Şöyle diyeyim o zaman; bir şeyi arayabilmek için, öncesinde aradıkları şeyin boşluğunu hissetmiş olmaları gerekiyor. O boşluğu fark etmeden kimse aramaya başlayamaz. Eksik olmadan ya da kaybetmeden bir şeyleri aramazsın. Şu insanlara baksana; bu yargılamayı, sorgulamayı yapabilecek derinlikte bir yaşamları var mı sence?