Perspektif ve Geometri
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 10:19
Perspektif ve geometrinin sanat yapıtlarına etkisi, sade ve anlaşılır bir dille anlatılmış. Kitabı sosyal medyada tanıtım ve eleştiri duyurusunda görünce merak edip almıştım. Değerli Hocaların görüşleriyle, eserde daha önce farkedemediğim ya da anlayamadığım başlıklara açıklama getirmeleri harikaydı. Kitabın içeriği YouTube üzerinden izlemek isteyenlere Exlibris Aura #15 üzerinden dinleyebilirsiniz. Sanki üniversite sıralarında derse katılıp Hocaları dinlemek gibi oldu.
Floransa ve BağdatHans Belting · Koç Üniversitesi Yayınları · 201549 okunma
DEKONSTRÜKSİYON
9/10
·348 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 08:09
Derrida aslında bir filozof. Bu kelimenin hayata girmesi 1960'lar, mimari de ise 1980 yıllarında başlıyor. Eserde yazarın pek çok mektubu, 7 uzmanla yaptığı söyleşileri yer almakta. Kitap çok akıcı. Mimarlıktan hiç anlamayan kişilerin keyifle okunması için yazılmış sanki. Özellikle tarihte adı geçen Babil Kulesi hakkındaki yorumlar ilginçti. Ayrıca kitabın içeriğini tanıtan sanatçı Emre Zeytinoğlu'nun konuklarıyla katıldığı YouTube üzerinde Exlibris Aura#17 başlıklı harika bir programı da var. Ben kitabı aldığımda bu programla birlikte kendimi, değerli Hocaların sınıfında ders dinliyormuş gibi hissedip mutlu olmuştum.
Mimarlık ve DekonstrüksiyonJacques Derrida · Arketon Yayıncılık · 08 okunma
Reklam
Puan vermedi·80 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2020 21:46
kitaphaber.com.tr/dikkat-yazar-ci... Sağır ve dilsizlerle dolu toplumsal bir kurgumuz olsaydı, yine edebiyatı icat eder miydik bilmem, lakin eminim ki o zaman da jest ve mimikleri, işaret dilini yahut bakışları edebi bir yöntemle inceleme gayretine girişirdik sanki. Böylelikle işaret eden “yazar”, işareti anlama gayretine düşen “okur” mu olurdu acaba? Belki. Yazar hem yazan, hem de okur kimliği taşıyan bir kişi. Hoş, günümüzde yazmadan “sadece” okuyan kaç kişi kaldı orası da cevabı muallak bir soru. Dikkat Yazar Var isimli eser, Jurek Becker’in 1989 yılında Goethe Üniversitesi’nde Frankfurt dersleri adı altında yaptığı üç konuşmadan oluşuyor. Edebiyat yok oluyor kaygısı, her çağda zaman zaman öne çıkan bir olgudur. Becker’da yazar bağlamında bu sorunun cevaplarını arıyor bir bakıma bu derslerde. Birinci Ders Edebiyat yok oluyor, edebiyat bitiyor, şiir bitti, roman yok oluyor, öykü kalmadı… vs. Bu ve benzeri sözler edebiyata edebiyat denildiğinden beri muhtemelen var. Edebiyat dönemsel yükselişlere ve düşüşlere sahne olan bir tür. Ancak insanın varlığı sürdükçe kendi varlığını korumaya alan bir kalkanı da var. Çünkü dil vâr olduğu sürece sözü üretecektir, söz ise yazıldığı her sahadan başını kaldırıp buradayım diyecektir okura. Becker bu ilk derste edebiyatın yok oluşuna dair istenilen ve beklenilen sonuçları sadece okur odaklı değil, yazar odaklı da ele alıyor. Batı ve Doğu Almanya’da edebiyat toplumsal hayatın neresinde ve nasıl bir önem arz ediyor bu konular çerçevesinde bir ilerleme söz konusu derste. Yazar, neden yazar sorusu Becker’e göre “bir taraf tutma ve karşı koyma ihtiyacı”ndan doğuyor. Burada Becker’e katılmadan edemeyeceğim yalnız bir farkla, çağımızda şayet alkışlanan bir yazar olma eğiliminiz varsa gerçekten yazılarınızda
Dikkat Yazar VarJurek Becker · Ketebe Yayınları · 202033 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2019 29. kitabı
Mücellet Pertev efendi tam bir kitap tutkunu o kadar ki bir kitabı ait olduğu yere ulaştırmak için canını bile ortaya koyar. Bir exlibris ve beddua nedeniyle çıkılan yolculuğun hikayesi, zaman zaman fazlaca tekrara düşse de zevkle okunur (biraz Amin Maalouf Yüzüncü Ad’ı anımsatıyor ama o kadar kusur kadı kızında da olur) #canorhun #exlibrisyadapertevefendininolağanüstüyolculuğu
Ex-libris ya da Pertev Efendi’nin Olağanüstü YolculuğuCan Orhun · Oğlak Yayıncılık · 20174 okunma
Puan vermedi·270 syf.·
2017 44. kitabı
Kitaba başladığımda hiç bu kadar sevebileceğimi düşünmemiştim. Neyse bitirdim kitabı dedim ki müthiş. Sonra yazarı bi gugılladım. Yukio Mishimo. Enteresan bir adam. Birçok sanat alanında eserleri var; tiyatro oyunları,filmler,romanlar.. Aynı zamanda son samuray. Ailesi köklü asilzadelerden. Kalkan adında bir örgüt bile kurmuş. Geleneksel samuray öğretileri ve dövüş sanatlarında da usta. Mükemmellik abidesi. Intiharını sebukku ritueliyle (harakiri) gerçekleştirmiş. Ve annesi ölümünden haberdar olduğunda "onun için üzülmeyin, o hayatı boyunca yapmayı arzuladığı tek şeyi yaptı" demiş. Hayatımız boyunca bazılarımızın hissettiği yerini dolduramadığımız bütün duygular ve olgular, Mishimo'nun hayatını okuduğunuzda aşılamayan bir hiçliğe bürünüyor. Altın Köşk Tapınağı ise yazarın yaşamı ve intiharıyla iliskilendirilebilir. Kitabın kahramanı Mizoguçi ile Mishimo'nun kendini aradığı çağlarındaki yalnızlığını tamamen örtüştürüyorum. Bu kitabı Mishimo'nun güzellik kavramının intiharına kadarki gelişimsel devinimlerinin bir durağı olarak görüyorum. Kitapta Zen felsefesinin bazı bilmecelerine yer ayrılmış, en ilgimi çeken yerlerdi. Mizoguçi ve arkadaşı Kaşivagi ile Nansen bilmecesi üzerine söyleşileri müthişti. Kitap derin felsefi öğretiler içeriyor. Yazarın diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Mishimo belki edebi anlamda sizin de beğenebileceğiniz bir kitap yazmamış olabilir. Ama yaşamıyla, intiharıyla her ayrıntısıyla bir eylem adami. Nadir bulunanlardan. Bahsi geçen güzellikten mahrum kalmamanız için : blogs.cornell.edu/exlibris/2014/0...
Altın Köşk TapınağıYukio Mişima · Can Yayınları · 2017399 okunma