9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
"Ne yapacağımı biliyorum ama bir türlü başlayamıyorum" diyenler için yazılmış bir el kitabı. Mümin Sekman, buradaki tıkanıklığı (ataleti) ve ürettiğimiz bahaneleri çok net yüzümüze vuruyor. Kitap havada motivasyon cümleleriyle vakit kaybetmiyor; doğrudan harekete geçme yöntemleri veriyor. Kararsızlığı bitirmek ve ertelemeyi bırakmak için pratik çözümler sunuyor. Kısacası; ilk adımı atmakta zorlanıyorsan, seni koltuğundan kaldırıp işinin başına oturtacak, kısa ve net bir rehber.
Ataleti YenmekMümin Sekman · Alfa Basım Yayım Dağıtım · 20242,955 okunma
Nefis Muhasebesi
8/10
·103 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 07:05
Günahın cezası sadece ahirete kalmaz; insan işlediği her masiyetin (isyanın) bedelini henüz dünyadayken, kendi iç aleminde ve hayatının akışında ödemeye başlar. Ancak kalbi kararan insan bu bedellerin adını koyamaz.Mümin bir kimse günahlarını, üzerine düşmesinden korktuğu bir dağ gibi görür. Günahı hafife alan (fâcir) ise burnunun ucuna konmuş ve bir el hareketiyle uçacak bir sinek gibi görür." Kitap, okuyucuyu o "sinek" yanılgısından kurtarıp, ruhunu tehdit eden o dağın farkına varmaya çağırıyor. Tedavi olarak ise ümitsizliğe düşmek yerine, samimi bir iman tazelemesi ve nasuh (gönülden) bir tevbe ile kalbi yeniden parlatmayı öneriyor. Kitabın özellikle küçük günahların birikerek insanı nasıl kuşattığını anlattığı bölümler tam bir vicdan muhasebesi yaptırıyor.
Alıntı
Günahların Dünyadaki KarşılığıAhmed Ferid el-Mısri · Polen Yayınları · 201129 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·216 syf.··
2026 18. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 23:40
Necip Mahfuzla tanışma kitabım. Necip Mahfuz’un kaleminden çıkan ‘Kahire Modern’, beni 1930’ların Mısır’ına, toplumsal çelişkilerin ve bireysel ahlaki çöküşlerin derinliklerine sürükleyen bir eser oldu. Kitabı okurken, Mahfuz’un sadece bir dönemi değil, insan doğasının evrensel zaaflarını da ne kadar ustaca resmettiğine hayran kaldım. Bu roman, adeta bir ayna tutuyor ve ‘vicdanını kaç paraya satarsın?’ sorusunu her sayfasında yankılatıyor. Romanın başkarakteri Mahcub Abdüldaim, yoksullukla boğuşan bir üniversite öğrencisi olarak karşımıza çıkıyor. Onun hikayesi, hayatta kalma mücadelesinin ve daha iyi bir yaşam arayışının insanı ne denli uçurumlara sürükleyebileceğinin çarpıcı bir örneği. Mahcub’un, ailesinden gelen desteği kaybetmesiyle birlikte, sömürgecilerin işbirlikçisi yoz bürokrasiyle uzlaşmaya gitmesi, beni derinden etkiledi. Bu, sadece bir karakterin değil, aynı zamanda o dönemin Mısır toplumunun da bir yansımasıydı. Adam kayırmanın, menfaat ticaretinin ve ahlaksızlığın kol gezdiği bir ortamda, Mahcub gibi karakterlerin türemesi kaçınılmazdı. Mahcub’un yükseliş hikayesi, aslında bir düşüş hikayesi. Kendisine sınıf atlatacak bürokrat El Ihşidi’nin ahlaksız teklifini kabul etmesi ve en yakın arkadaşının kız arkadaşı İhsan Şihata ile evlendirilmesi, romanın en can alıcı noktalarından biriydi. İhsan’ın bir bakanın metresi olmasını kabul etmesi karşılığında Mahcub’un önünde açılan ikbal kapıları, beni hem şaşırttı hem de düşündürdü. Bu durum, Mahcub’un ruhunda yarattığı tahribatı ve karakter aşınmasını gözler önüne seriyordu. Yükseldikçe hedonist bir kimliğe bürünen Mahcub, adeta ruhunu şeytana satan Faustvari bir figüre dönüşüyordu. Daha fazla servet ve güç uğruna karakterini sürekli aşındırmak zorunda kalan bu zavallı adamın iç dünyası, Mahfuz tarafından büyük
Kahire ModernNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınları · 2021405 okunma
9/10
·348 syf.··
2026 15. kitabı
·
395 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 22:32
Tam 1 yılı geçmiş kitaba başlayalı ve bugün bitiriyorum hayatımda başlayıpta bu kadar geç bitirdiğim bir kitap olmadı başka sanırım. Bu hala kitabın kötülüğünden değildi tabiki aksine sindirerek aklıma kazıyarak okumamdan mütevellit yoksa Fatma hanımın dili çok sade, nahif, anlaşılır. Çoğu zaman Allah’ın bir ismini okuyup çokça ara verdim, bazen peşpeşe okudum. Geceleri bir isim okuyup onu zikrederek anlamını düşündüm. Bu açıdan çok verimli oldu benim için. Kitapta önce Allah’ın bir ismi kısa manaları ile başlık olarak veriliyor sonra ne demek bunu açıklıyor sonra insana bu isim tesir ederse nasıl görünür onu açıklıyor toplamda her isme 3-3,5 sayfa ayrılmış kısa ve alaşılır. Ali Osman Tatlısu’dan da okumuştum ona da çokça atıf var zaten. Kendimce aldığım Esmaül Hüsna anlamları, arada dönüp kısaca bakmak adına… Allah: bütün Kemal sıfatları kendisinde toplayan Rahman: nimet veren Rahim: merhamet eden Melik: Tek Hükümdar Kuddüs: eksiklikten uzak Selam: selamet veren El Mümin: emin kılan El Müheymin: gözeten, koruyan El Aziz: yücelik sahibi El Cebbar: istediğini yaptıran El Mütekebbir: Herşeyden büyük El Halık: Yoktan yaratan El Bari: Birbirine uygun yaratan El Musavvir: Şekil veren Ya Gaffar: bağışlayan, kusurları örten El Kahhar: herşeye hakim, yenilmeyen El Vehhab: karşılıksız veren Rezzak: rızık veren Fettah: zorlukları açan, hayır kapılarını açan Alim Allah: her şeyi bilen Kabıd: sıkan, daraltan Basıt: genişleten, açan Hafid: aşağı indiren Rafi: yukarı kaldıran Muizz: izzet veren Müzill: hakir, zelil eden Semi: Her şeyi işiten Basir: her şeyi gören El Hakem: hakkı yerine getiren, son hükmü veren
99 Esma Sonsuz ManaFatma Bayram · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 2025815 okunma
Puan vermedi·84 syf.·
2025 50. kitabı
Davud el-Kayserî'nin Kasîde-i Hamriyye şerhi, tasavvuf tarihinin en sistematik yorumlarından biridir. Şerh, ilâhî sevgiyi (muhabbet) ontolojik bir ilke olarak konumlandırır: Sevgi, "Gizli hazine idim" hadisiyle bağdaştırılarak Varlığın ortaya çıkış sebebi kabul edilir. Ehadiyyet mertebesinde mutlak birlikten doğan zâtî sevgi, sıfat ve isim mertebelerinde çokluğa (kesret) açılır, fiil ve etkilerle âleme yayılır. Gerçek aşk vicdânî bir "hâl" olup, ilâhî feyzle kalbe doğar ve varlık rahmetinin itici gücüdür. Şerh üç ana bölümde ilerler: Sevginin hakikati (birlik-kesret ayrımı), kısımları (zât-sıfat-isim-fiil-etkiler hiyerarşisi) ve sonuçları (ilâhî seçiliş, kul-Hakk birliği, fena-bekâ süreçleri). İlahi aşk âlemin yaratılış sebebidir herşey rahmet üzere yaratılmıştır. Kitaptan önemli bir detayı buraya eklemek istiyorum: "Kâmil insanlar sevgi bakımından tüm yaratıklardan daha güçlü, Allah’a ve O’nun mü’min kullarına ve kendilerine benzeyenlere karşı daha muhabbetlidirler. Bu yüzden bu insanlar, kadınlara karşı daha arzulu, hüsn ve cemâli algılayışları daha yüksek, bu güzelliklere ve diğer sırlara karşı daha duyarlıdırlar. Aklı yetmeyenler ve kıt kavrayışlılar bunu kaldıramaz ve anlayamazlar.”
Aşk Şarabı ve HayatDavud El-Kayseri · İnsan Yayınları · 201528 okunma
Puan vermedi
"Sanatlı bir eser, sanatkârı icab eder..." İşte ey tabiata saplanan ve bataklıkta boğulmak derecesine gelen gàfil! Bütün mâzi ve müstakbele ulaşacak hikmetli ve kudretli mânevî el sahibi olmayan birşey, nasıl bu zeminin hayatına karışabilir? Senin gibi hiç ender hiç olan tesadüf ve tabiat buna karışabilir mi? Kurtulmak istersen, "Tabiat, olsa olsa bir defter-i kudret-i İlâhiyedir; tesadüf ise, cehlimizi örten gizli bir hikmet-i İlâhiyenin perdesidir" de, hakikate yanaş. Yirmi Beşinci Pencere Nasıl ki, madrub, elbette dâribe delâlet eder; san’atlı bir eser, san’atkârı icâb eder; veled, vâlidi iktizâ eder; tahtiyet, fevkıyeti istilzam eder, ve hâkezâ. Bütün umûr-u izâfiye tâbir ettikleri, biribirsiz olmayan evsâf-ı nisbiye misillü, şu kâinatın cüz’iyâtında ve heyet-i umumiyesinde görünen imkân dahi, vücûbu gösterir. Ve bütün onlarda görünen infiâl, bir fiili gösterir. Ve umumunda görünen mahlûkıyet, hàlıkıyeti gösterir. Ve umumunda görünen kesret ve terkib, vahdeti istilzam eder. Ve vücûb ve fiil ve hàlıkıyet ve vahdet, bilbedâhe ve bizzarure, mümkin, münfail, kesîr, mürekkeb, mahlûk olmayan, Vâcib ve Fâil, Vâhid ve Hàlık olan mevsuflarını ister. Öyle ise, bilbedâhe, bütün kâinattaki bütün imkânlar, bütün infiâller, bütün mahlûkıyetler, bütün kesret ve terkibler, bir Zât-ı Vâcibü’l-Vücud, Fa’âlü’n-Limâ Yürîd, Hàlık-ı Küll-i Şeye, Vâhid-i Ehade şehâdet eder. Elhâsıl: Nasıl imkândan vücûb görünüyor; infiâlden fiil ve kesretten vahdet-bunların vücudu, onların vücuduna katiyen delâlet eder. Öyle de, mevcudât üstünde görünen mahlûkıyet ve merzûkıyet gibi sıfatlar dahi sâniiyet, rezzâkıyet gibi şe’nlerin vücudlarına katî delâlet ediyor. Şu sıfâtın vücudu dahi, bizzarure ve bilbedâhe, bir Hallâk ve bir Rezzâk Sâni-i Rahîmin vücuduna delâlet eder. Demek, herbir mevcud,
Alıntı
SözlerBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20126,9bin okunma