Bir kitap okuduğumuzda herşeyi bildiğimizi sanırız.
İki kitap okuduğumuzda ne kadar bildiğimizle alakalı kuşkuya düşeriz.
Üçüncü kitabı okuduğumuzda , aslında hiçbir şey bilmediğimizin farkına varmış oluruz.
Günümüzde düşünce sistemlerimiz için idam edilmiyoruz belki ama işleyiş sürecinde karşılaştığımız engeller Ortaçağdan farksız. Teorileri yok etmek için günümüzde 'medeni' bir yöntem var artık. Amerikalılar buna "Katil Cümleler" diyor:
Kurallara aykırı! (Her zaman işe yarar)
Yeterince mükemmel değil!
Fazla marjinal!
Üniversiteler bunu desteklemez!
Bunu başkaları da denedi!
Makul değil!
Henüz kanıtlanmadı!
Yazar böyle bir kitabı yazmanın yürek işi, okumanın da cesaret işi olduğunu söyleyerek başlıyor kitabına. Kitabının bir daha baskının yapılmayıp tozlu raflara kaldırılacağı yönündeki kaygılarını da dile getiren
Erich von Daniken, bilimin kendi içinde tutarsızlıkları olduğundan bahsederek giriş bölümüne şöyle devam ediyor..
🔹Çelişkiler dine de yansıyor. İnsanlara yardım ve kurtuluş sözü vermek , tüm dinlerin ortak paydasıdır. İlkel tanrılar da insanlara aynı vaatlerde bulunmuşlardır. Peki neden bu sözleri gerçekleştirmek yerine gelişmiş , modern silahlarını insanlara doğrultup onları yok etmeyi amaçladılar?
...
🔹Bin yılı aşkın süredir kemikleşen o sabit fikir iskeletinin çatırdamasına artık kendimizi alıştırmalıyız..
...
🔹Arkeolojik araştırmalar, modern laboratuvarların sorumluluğunda olmalı.
...
🔹Ve gerçeğin peşindeki din adamları, halihazırda her şeye şüpheyle bakmaya başlamalıdır!
...
Tanrıların Arabaları
Yeşil Mürekkep kitabında Osman Balcigil şöyle söylemişti:
"Önemli olan , iyi yetişmiş beyinlerin en verimli çağlarında siyasal iktidarlar tarafından sahiplenilmek yerine hayatlarından bezdirilmesi , ülkelerinden kaçacak noktaya getirilmesi...
Havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez , üzerinde yaşadığımız topraklar 132 yıl önce de , Sabahattin Ali döneminde de , bugün de , aklın peşinde koşan evlatlarını yok etmeyi sürdürüyor. Ne yazık!"..
Hakkında okuduğum bir başka kitapta da şöyle diyordu Eski Dostlar : " Her şey tren yolculuğu sırasında Upton Sinclair'in romanı "Oli" i okumasıyla başlar. Yıllar sonra Rasih Nuri İleri'ye anlattığına göre Sabahattin Ali bu kitabı bitirince "bu romanda olanların onda biri doğruysa namuslu bir insan mutlaka solcu olmalıdır. " der..
Ancak Sabahattin Ali hakkında okuduğum onca kitaba ve kendi eserlerine bakınca ben de tıpkı Niyazi Berkes gibi düşünüyorum. O, ne sağa ne sola ne de ortaya benziyordu. O, sadece kendine benziyordu.