Eski Dostlar

·
Okunma
·
Beğeni
·
778
Gösterim
Adı:
Eski Dostlar
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
276
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751407528
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
'Eski Dostlar', başta sevgili dostum Emre Kongar olmak üzere, önerilerine çok değer verdiğim yakınlarımın beni özendirmesi sonunda ortaya çıktı.

Bu kitabı bir günce olarak yazmadım. Eski Dostlar'da yalnız kendi yakın dostlarımı anlatmıyorum, tanıdığım, sevdiğim, saydığım kişilerin portrelerini de kitaba aldım. Bir zamanlar yaptığım röportajlardan ve TV programlarına çıkarttığım kişilerle yaptığım konuşmalardan seçmeler de Eski Dostlar'da yer aldı.

Kitaba Sabahattin Ali olayıyla başladım. Çünkü Eski Dostlar'ı yazmamın nedenlerinden biri, bu olaya biraz ışık tutmaktı. Sabahattin Ali'nin öldürülmesi yakın tarihimizin 'faili meçhul' cinayetlerinin en önemlilerinden biriydi. Bir süre sonra yakalanan ve göstermelik olarak hapse atılan katil, Mehmet Ali Ağca gibi, Muammer Aksoy'un, Bahriye Üçok'un, Uğur Mumcu'nun ve Ahmet Taner Kışlalı'nın katilleri gibi sadece bir tetikçiydi. Ama bu çirkin olayı kim düzenlemişti? Vur emrini kim vermişti? Bu konunun üzerine hiç gidilmedi. Çünkü öldürülen yazar solcuydu, konunun üzerine gitmekten herkes çekiniyordu. O zaman da 'derin devlet' anlayışı vardı. Hala öyle olmuyor mu? Bazı araştırmalar bir yerde tıkanıyor. Ben, olayın o zamanlardaki tanıklarından dinlediklerimle bu korkunç cinayete yeni bir perspektif getirmeye çalıştım.
276 syf.
Eski dostlar Sevgili Hıfzı Topuz'un yaşamında bir şekilde tanıştığı,önemsediği kişilerle olan anılarını anlattığı bir anı kitabı.Genelde isimler halinde başlıklandırmış tanıdığı kişileri.O kişileri tanıtmaya,yaptıklarını anlatmaya özen göstermiş.Kimler yokki; başta benim en kıymetlim sevgili Sabahattin Ali ile başlıyor kitap Sonrasında Aziz Nesin,Abidin Dino,Yaşar Kemal,Yakup Kadri Karaosmanoğlu,Vedat Nedim Tör,Nadir Nadi,Necip Fazıl Kısakürek,Vildan Aşir Savaşır... ve daha birçok isim.
TRT yıllarında yaptığı röportaj derlemelerine de yer vermiş kitabında.
Her ne kadar fazla isim geçse de bazı paragraflarda bunlar aşağı yukarı aynı kişiler.Anlattıkları dostluğun güzel bir örneği de aslında.
Sıkıcı bir kitap değil ama herkese hitap eden bir kitap mı bilemiyorum.Ben Hıfzı Topuz'u çok sevdiğim için ona ait anıları okumak ve yakın tarihin edebiyat,fikir dünyasını tanımak,bilgi sahibi olmak adına severek okudum
Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hikmet Bayur, Atatürk'e,
"Paşam," der, "hakkınızda ağır bir şiir yazmış olan bir öğretmen vardı ya, aftan yararlanarak tekrar öğretmenliğe atanmak istiyor."
"Atanmasında yasal bir sakınca var mı?"
"Hayır Paşam."
"Öyleyse neden bana soruyorsun?"
"İşlediği suç size karşıdır da."
"Aşkolsun sana! Beni, kişisel gücenikliğim dolayısıyla yasal gerekliliklerin yerine getirilmesini önleyecek ölçüde egoist mi sandın? O genci ilk açılacak yere hemen atayınız."
"Kapatıldığım hücrede dökülen sıvaları tutturmak için duvara bir gazete kağıdı yapıştırmışlar. Aşağıdan yukarı, yukarıdan aşağı kırk kez okuyup ezberledim o sayfayı. Başka okunacak bir şey yoktu. Bu, çok dokundu bana."
Necip Fazıl'ın çok duygulu, ince ve erotik şiirleri de vardı, bazılarını ezbere bilirdik. Hele, 'Bir akşam bir ateş duyup içimde, kadın kadın diye içimi oydum. Başıma bir soğuk yer istedim de, alnımı mermerin üstüne koydum,' diye başlayan bir şiiri vardı ki , o yüzden Necip Fazıl'a o zamanlar, 'Mastürbasyon şairi' diyenler olurdu. Necip Fazıl kumarhanelerden çıkmazdı. Bir kez de oralarda basılmış ve gazetelere konu olmuştu. Necip Fazıl şaşkın bir durumda, 'İnceleme yapmak' için kumarhaneye gittiğini söylemiş ve büyük alay konusu olmuştu.
Sonra nasıl oldu da Necip Fazıl büyük İslâm düşünürü oldu, kimse anlayamadı.
'Ekselans, biz kimsenin düşmanı değiliz. Biz yalnız insanlığın düşmanı olana düşmanız.'
Hıfzı Topuz
Sayfa 171 - Yugoslavya Başbakanı Şiyondonaviç'e söylüyor.
"İşte Atatürk'ün o kıvranarak, memleket ızdırabı ile, memleketi kurtarmak gayretiyle nasıl çalıştığı hep gözlerimin önündedir. O akşam eğer elimden gelseydi boynuna sarılıp, 'Bizi affet,' derdim."
40-50 yıl önce Türkiye'nin gündemde olan birçok kişiyi yeni kuşakların hiç tanımadıklarını, adlarını bile duymamış olduklarını görünce şaşırıp kalıyorum. Üniversite düzeyinde eğitim görmüş gençlerle sohbet ederken, Sabahattin Ali'den söz ediyorum, hiç adını duymamışlar. Rıza Tevfik diyorum, Halit Fahri diyorum, Esat Mahmut Karakurt diyorum, "Kim bunlar?" diye soruyorlar. Necip Fazıl Kısakürek'ten, Samet Ağaoğlu'ndan, Vedat Nedim Tör'den yüzde 90'ının haberi yok.
Almanlar Fransa'nın büyük bir bölümünü işgal etmişlerdi. Tam o sıralarda, oradaki Yahudilerin Türkiye'ye kaçırılması söz konusu olur. Türk konsolosluğundan 176 kişi için pasaport alınır, bunlarla Türkçe adlar uydurulur ve fotoğraflar yapıştırılır, hepsi bir trene yerleştirilir. Faruk da başlarındadır, onları Paris'ten Berlin'e, oradan Köstence'ye götürür, Köstence'den de İstanbul'a getirir. Böylece Faruk Sayar, 176 Yahudiyi Nazi kamplarından kurtarmış olur. Faruk'un bu kahramanlığı tarihe geçecek bir olaydır, ama o bunu ne kimseye anlatırdı, ne de bununla övünürdü.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Eski Dostlar
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
276
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751407528
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
'Eski Dostlar', başta sevgili dostum Emre Kongar olmak üzere, önerilerine çok değer verdiğim yakınlarımın beni özendirmesi sonunda ortaya çıktı.

Bu kitabı bir günce olarak yazmadım. Eski Dostlar'da yalnız kendi yakın dostlarımı anlatmıyorum, tanıdığım, sevdiğim, saydığım kişilerin portrelerini de kitaba aldım. Bir zamanlar yaptığım röportajlardan ve TV programlarına çıkarttığım kişilerle yaptığım konuşmalardan seçmeler de Eski Dostlar'da yer aldı.

Kitaba Sabahattin Ali olayıyla başladım. Çünkü Eski Dostlar'ı yazmamın nedenlerinden biri, bu olaya biraz ışık tutmaktı. Sabahattin Ali'nin öldürülmesi yakın tarihimizin 'faili meçhul' cinayetlerinin en önemlilerinden biriydi. Bir süre sonra yakalanan ve göstermelik olarak hapse atılan katil, Mehmet Ali Ağca gibi, Muammer Aksoy'un, Bahriye Üçok'un, Uğur Mumcu'nun ve Ahmet Taner Kışlalı'nın katilleri gibi sadece bir tetikçiydi. Ama bu çirkin olayı kim düzenlemişti? Vur emrini kim vermişti? Bu konunun üzerine hiç gidilmedi. Çünkü öldürülen yazar solcuydu, konunun üzerine gitmekten herkes çekiniyordu. O zaman da 'derin devlet' anlayışı vardı. Hala öyle olmuyor mu? Bazı araştırmalar bir yerde tıkanıyor. Ben, olayın o zamanlardaki tanıklarından dinlediklerimle bu korkunç cinayete yeni bir perspektif getirmeye çalıştım.

Kitabı okuyanlar 18 okur

  • Mbk
  • Firdevs Küçükyardımcı
  • Selma
  • Ceren Üner
  • Harun çetinkaya
  • Ağustos
  • Şule Aydoğan
  • Gülcan güven
  • Bahar Özşen
  • Cenk savaş

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%0
7
%50 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0