Bir kitap okuduğumuzda herşeyi bildiğimizi sanırız.
İki kitap okuduğumuzda ne kadar bildiğimizle alakalı kuşkuya düşeriz.
Üçüncü kitabı okuduğumuzda , aslında hiçbir şey bilmediğimizin farkına varmış oluruz.
Yüzyıl sonundan günbatımı manzarası
Hava yok, havasızlık var.
Yağmur yok, asit yağmuru var.
Parklar yok, otoparklar var.
Cemiyetler yok, anonim şirketler var.
Uluslar yerine işletmeler var.
Vatandaşlar yerine tüketiciler var.
Şehirler yerine yığılmalar var.
Bireyler yok, kamu var.
Gerçekler yok ,reklamlar var.
Vizyonlar yok, televizyonlar var.
Eşyaların giderek daha çok , insanların ise daha az önemli olduğu bu uygarlıkta amaçlar araçların esiri: Eşyalar seni satın alıyor, otomobil seni kullanıyor,bilgisayar seni programlıyor ve televizyon seni seyrediyor.
Birkaç yıl öncesine kadar kimseye bir borcu olmayan adam namusun ve çalışkanlığın erdemli bir örneğiydi.
Bugün ucube bir yaratık. Borcu olmayan biri yok demektir. Borçluyum , öyleyse varım. Krediye layık olmayan , adı ve yüzü olmaya da yaraşmaz.