Bir kitap okuduğumuzda herşeyi bildiğimizi sanırız.
İki kitap okuduğumuzda ne kadar bildiğimizle alakalı kuşkuya düşeriz.
Üçüncü kitabı okuduğumuzda , aslında hiçbir şey bilmediğimizin farkına varmış oluruz.
(Henüz niyetini keşfetmemiş öğretmenler için)
...
İlk dikkat ettikleri dışsal kalıplardır. Okul bir
fabrikadır.;birbirinin benzeri insanlar yetiştirmek üzere kurulmuştur ve o amaçla çalışır. Öğretmen gücünü , öğrencinin bireysel potansiyelini geliştirmeye değil, annenin babanın ve toplumun tanımladığı meslek ve hayat için kalıplamaya kullanır.
Öğretmen , aslında her biri saklı, potansiyel bir rezerv olan öğrencilerini açığa çıkaran bir maden mühendisi olmalı. Sınıfın en akıllı ve en yaramaz çocukları bilinir, diğer rezervler hep saklı kalır. İşte öğretmen asıl bu öğrencileri ortaya çıkaran olmalıdır. Çok güzel bir benzetme : Toprağın altında gömülü, saklı maden rezervini ortaya çıkaran bir mühendis olmak!
Adına dünya dediğimiz bu durağı, derin bir üzüntüye kapılmadan seyretmek acaba mümkün mü?
Nereden geldik? Nereye gidiyoruz?
Saf bir inancın çok güzel cevapladığı bu soruya akıl ve fen cevap veremiyor.