Elçin Alçın

Elçin Alçın
@eldenizz
Bir kitap okuduğumuzda herşeyi bildiğimizi sanırız. İki kitap okuduğumuzda ne kadar bildiğimizle alakalı kuşkuya düşeriz. Üçüncü kitabı okuduğumuzda , aslında hiçbir şey bilmediğimizin farkına varmış oluruz.

Elçin Alçın

, bir kitap okudu
8/10
·160 syf.·
Beğendi
·
7 saatte okudu
·
2019 70. kitabı
Ahmet Ümit
8.6/10 · 10,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Toplumda adaletli vergi düzeni kurulamadığı için yönetimlerin kolaydan para değerini düşürmesi sonucu yaşam pahalılaşır, halk yoksullaşır. Pek az ülkede halk buna başkaldırır. Ev kadınları tencereyi tavayı alıp sokağa binde bir çıkar. Benzin fiyatlarının pahalanmasi durumunda taksi şoförleri kontak kapar ama bu ikindiye kadardır,akşama öfke diner.
Sayfa 63·Kitabı okudu
Hiçbir ahlaksal sınır tanımayan politika, İnanç özgürlüğü gibi kavramları tersine çevirerek "din" i halkı uyutmanın aracı olarak kullanıyor.
Sayfa 65·Kitabı okudu
Şehirlere doğru serseri bir göç başladı. Ne yapsın göçmeyip? Bulunduğu ağa köyünde huzur yok. Gitti şehirde de huzuru hiç olmadı. Sağlıksız bir gecekondulaşma , büyük şehirlerin çevrelerini sardı. 300 bin ,500 bin nüfuslu gecekondu mahalleleri oluştu. İstanbul'un nüfusu 500 binden birden 4 milyona ulaştı. Köyden göçen nüfus, artan nüfusla birlikte mesleksiz, eğitimsiz habire çoğalmakta, şehirlerin dışına taşmaktaydı. Üniversite kapıları ardına kadar öğrenci dolu. Herkes plansız biçimde , yüksek öğrenim yapma hırsına kapıldı. Bir iş, bir sanat öğrenmek isteyen az .. Her an taşan , doyumsuz ve huzursuz nüfus fırsatını bulup dışarı taşmak istiyor. Almanya başta , bir çok Avrupa ülkeleri Türklerle doldu. Değişmeler olumsuz yöndeydi. Denetimsiz değişmeler oluyordu daha çok. Yurdun ve halkın yararına olmayan , halkı daha çok ezecek türden değişmeler.
Sayfa 53·Kitabı okudu
Yıl 1945.. Türkiye çok partili yaşamaya girdi. 50'de seçimle iktidar değişerek demokrasi biraz daha güçlendirildi. Böylelikle köylü isteklerinin bir bölümü gündeme geldi. " Tarıma çok sayıda traktör girdi. Anımsıyorum, 40.000 traktör birden girdi. Her köye bir traktör dendi. Ama hayır , bölüşüm böyle olmadı.Söke ovasında bir ağanın 18-20 traktörü olduğunu gördüm. Bu demek oluyor ki 20 köyün hiç traktörü yok. Başka köylerde 10-20 traktörlü ağalar , aileler gördüm. Bu kırk bin traktörden yüzlerce köyün payına bir tane bile düşmedi. Traktörler Türkiye'ye geldi ama ağalara geldi. Tarımda makineleşme , modernleşme dediğimiz olay yoksul köylerin bir işine yaramadı. Ağaların ortakçısı durumunda olan insanlar bu topraklardan çıkmak zorunda bırakıldı."
Sayfa 52·Kitabı okudu