Bir kitap okuduğumuzda herşeyi bildiğimizi sanırız.
İki kitap okuduğumuzda ne kadar bildiğimizle alakalı kuşkuya düşeriz.
Üçüncü kitabı okuduğumuzda , aslında hiçbir şey bilmediğimizin farkına varmış oluruz.
Kurtuluş Savaşı'ndan çıkan ülke, işgalci devletleri kendi ülkelerine gönderip, çürümüş ve çökmüş padişahlığı da başından atıyor.
Daha savaş sürerken bile ülkede bir de "iç düşman" bulunduğunu, buna karşı da bir savaş açılacağından söz ediliyordu. Çok derinlerde saklanan bu iç düşmanın adı ise "karabili" .
Yıl 1927..
Genç Türkiye'nin nüfusu 13.6 milyon.
Bu nüfusun %8'i okuma/yazma biliyor.
Cumhuriyet kurulduktan sonra yapılan reformların çoğu "karabili" yi yok etmeyi amaçlıyor.
Millet mektepleri, şehirde halkevleri, köyde halkodaları, eğitmen kursları,köy enstitüleri..
Yıl 2019..
96 yılını devirmiş Türkiye Cumhuriyeti'nin bugün nüfusu 82 milyon..
Bu nüfusun %96,5'i okuma/yazma biliyor.
O günden bugüne ülkenin hala en büyük düşmanı "karabili".
Neyi değiştiremiyoruz?
Unutulmaz Köy Enstitüleri
Millet mektepleri geceleri, sadece şehirde değil, köylerde 16-45 yaş arasındaki yurttaşları çatısı altında toplayarak, 5 numara lamba ışığında çalıştı. Okuma yazmadan başka matematik,sağlık ve yurt bilgisi derslerine yer veriliyordu.
Yurttaşların devlete karşı görevleri ile birlikte devletin yurttaşlara karşı görevleri öğretiliyordu. (Bugün ikincisi öğretilmiyor.)