Yusuf Altun

Yusuf Altun
@eldesperado
ничего; всё.
Lisans
Çanakkale
1 Aralık
58 okur puanı
Kasım 2017 tarihinde katıldı
Anadilin deneysel olarak kanıtlanmış etkisi hafıza, algı ve çağrışımlarda ya da yön bulma gibi pratik becerilerde kendini hissettirir. Fiili yaşam deneyimimizde bu alanlar soyut akıl yürütme yeteneğimizden daha az önemli değildir, hatta belki de çok daha önemlidir.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yunanlar kadınlara biraz daha iyi davranır: Kızlar için kullandıkları kelime –korítsi– evet, tahmin edebileceğiniz gibi cinsiyetsiz cinse aittir, ama olgun ve dolgun, güzel bir kızdan söz ederken, güçlendirme eki -aros eklenir ve ortaya çıkan kelime koritsaros, "iri göğüslü, balık etinde kız" artık… eril cinse aittir. (Whorf ya da Freud –tam da ona göre bir konu– allah bilir buna ne derdi…) Eğer bu size deliliğin şahikası gibi görünüyorsa, gerçek bir cins sistemine sahip olduğu eski zamanlarda, İngilizcede woman (kadın) kelimesinin dişil olmadığını, hatta cinsiyetsiz bile olmadığını, Yunancadaki gibi eril olduğunu bir düşünün. Woman kelimesi Eski İngilizce wif-man, sözcüğü sözcüğüne "kadın-adam" ya da "kadın-insan" kelimesinden gelir. Eski İngilizcede wif-man gibi bileşik isimlerin cinsini sondaki bileşen (burada eril man) belirlediği için, bir kadından söz ederken kullanılması gereken doğru zamir he (eril 3. tekil şahıs) idi.
Elbette, bir dil o dili konuşanları herhangi bir kavramı anlamaktan alıkoymaz derken, mevcut halleriyle her dilde her konuda konuşulabileceğini kastetmiyorum. Bir bulaşık makinesi kullanım kılavuzunu Papua yaylalarından bir kabilenin diline çevirmeyi bir deneyin bakalım. Çatal, tabak, bardak, düğme, sabun, durulama programları ya da yanıp sönen ikaz ışığı için kelimeler olmadığından kısa sürede takılıp kalırsınız. Ama Papualıları bu kavramları anlamaktan alıkoyan dilin derin doğası değildir; sadece söz konusu kültürel donanımla tanışık olmamalarıdır. Yeterli zamanı ayırırsanız bütün bu şeyleri onlara anadillerinde açıklayabilirsiniz.
Sami dilleri eril ve dişil özneler için farklı fiil biçimleri kullanır (kadın ya da erkek olmanıza göre, "yiyorsun" demenin iki farklı biçimi vardır); buna karşılık İngilizcede fiiller öznenin cinsiyetine göre değişmez. George Steiner buna bakarak şu sonuca varır: "Sami dillerinden farklı olarak fiillerimizin öznenin cinsiyetini belirtmiyor oluşu, bütün bir cinsel eşitlik antropolojisini örtük olarak içinde barındırır." Gerçekten öyle midir? Cinsel açıdan o derece aydınlanmış diller vardır ki, zamirleri bile cinsiyet ayrımı yapmaz, İngilizcenin he ve she zamirleri yerine tek bir cinsiyetsiz plastik sentetik yaratı olarak "o" gibi bir zamir kullanırlar. Bunlar hangi dillerdir acaba? Birkaç örnek olarak saymak gerekirse Türkçe, Endonezce, Özbekçe —ama bu dilleri konuşan toplumların cinsel eşitlik antropolojileri ile ün saldığı pek söylenemez.
Diller ve Cinsel Eşitlik Antropolojileri Arasındaki Bağlantı
Pek çok dilde kırmızı rengin adı "kan" kelimesinden türemiştir. İlginçtir, bu dilsel bağlantı kuşaklar boyunca Kitabı Mukaddes tefsircilerinin kafasını yormuştur, çünkü söz konusu olan insanlığın atasının adıdır. Kitabı Mukaddes etimolojisine göre Adem adını yapıldığı “adamah” denen kırmızı çamurdan alır. Ama adamah kelimesi de Sami kökenli “adam”, yani "kırmızı" kelimesinden gelir ve bu kelimenin de kökeninde dam yani "kan" kelimesi vardır.