Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dahası onlar Hz.Peygambere hiçbir zaman peygamberlik denen şeyin ne olduğunu sormadılar. Onların sorguladığı şey şuydu: "Bu ne biçim peygamber (bizler gibi) yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor"(Furkan 7). Yani Hz. Peygamber onların kafalarında oluşturduğu peygamber algısına uymamıştı. Onlar sürekli mucize getiren bir peygamber olması talebinde bulundular.(İsra 90-93) Çünkü Ehli Kitaptan sürekli olarak eski peygamberlerin mucizevi anlatılarını işitmişlerdi. Soruları şuydu "Niye eski peygamberlerde anlatılanı sende görmüyoruz?"
Kuran'daki ve hadislerdeki Allah gerçekten aşkın, zamansız ,mekansız mıdır ?
Öncelikle klasik bir söylem olarak "Allah her yerdedir, mekansızdır" dense de Kuran ve hadislerde Allah'a göksellik atfedilir.
"Yoksa onlar, Allah'ın, bulutların gölgelerinde, meleklerle gelivermesini ve işlerinin olup bitivermesini mi gözetirler?" (Bakara 210)
"Göktekinin sizi yerin dibine batırmayacağından emin misiniz? Bir de bakarsınız yeryüzü altüst olmuş! Yahut gökte olanın üzerinize taş yağdıran bir fırtına göndermeyeceğinden emin misiniz? Uyarılarımın ne demek olduğunu yakında anlayacaksınız!"
(Mülk 16-17)
Muâviye İbnu'l-Hakem es-Sülemî anlatıyor:
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e gelip:
"Bir cariyem var, çoban olarak çalıştırıyor, koyunlarımı otlatıyordum. Yakınlarda bir koyunumu yitirdi. 'Ne oldu?' diye sorunca, kurt kaptı dedi. Koyunun kaybolmasına üzüldüm. İnsanlığım icabı câriyenin suratına bir tokat vurdum. Bu davranışımın kefareti olarak bir köle azad etmeyi adadım. Onu âzad edebilir miyim?"
diye sordum. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) cariyeye:
'Allah nerede?' diye sordu O:
'Göktedir.' deyince,
'Pekâlâ ben kimim?' dedi. Cariye:
'Sen Allah'ın Resûlüsün.' cevabını verince, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) bana yönelerek:
'Bunu âzad et, zira mü'minedir.' buyurdu."
[Müslim, Mesâcid 33, (537); Muvatta, Itk 8, (2, 776); Nesâî, Sehv 20 (3, 18); Ebu Dâvud, Eymân 19 (3282)].
--------------------------------------------------
Kuran'daki Allah adeta bir kral/padişah gibi tasvir edilir. Nasıl kralın tahtını köleler taşır, Allah'ın tahtını da taşıyan melekler vardır.(hamele-i arş)
"Arşı taşıyanlar ve onun etrafındakiler, Rablerinin hamdiyle tesbih ederler ve O'na inanırlar. İman etmişler için de şöyle bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz! Rahmetin ve ilmin her şeyi
Yani Cahiliyye dönemi Arapları Allah inancına sahiptiler. "Ya Allah, Allahümme" gibi tabirleri kullanmaları ve sadece Allah'a ait olduğunu düşündükleri "Rahman" isminin çoğulunun olmaması onlardaki "Yüce Tanrı" inancını göstermesi açısından dikkat çekicidir. Yüce Tanrı anlayışı ile birlikte monoteist denilebilecek tek tanrı inancı da yoktu.