Lynda

Lynda
@elegan
Göğe yükselen cinlerin, mele-i ala'dan kulak hırsızlığı yoluyla çaldıkları sözler
Şebusteri'nin Görüşleri
Şebusteri vahiy teorisinin Peygamberin ismetini ve güvenilirliğini ortadan kaldıracağına dair şüphelere ise şu şekilde yanıt verir: Peygamber ismetinin anlamı şudur ki o Allah'ın yardımı ile varlığı tevhit eksenli kavrayıp açıklama yolunda hiçbir zaman sapmamıştır. Yalnız Allah'a iman etmeye davet etmişti. O peygamberliğinde ve görevinde ismetlidir, masumdur...
Sayfa 267
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Şebusteri'nin Görüşleri
Şebusteri'nin çıkarttığı bir diğer sonuç ise şeri hükümlere dairdir. Kuran bu hükümleri içermektedir. Ancak adaletin ve zulmün tarih ötesi bir tanımı yoktur. Kuran'daki bu hükümler Peygamberin yaşadığı çağa uygun adalet ve zulüm ölçülerine göre ortaya konmuş hükümlerdir.Bu hükümleri zamansallık açısından çağımızda geçerli olamaz. Eskimiş fıkhi delillerle çağımızda iktisadi,siyasi ve hukuki düzen oluşturmak mümkün değildir. Bunları yaşadığımız çağda uygulamaya çalışmak yalnızca dini despotizm doğurmuştur. Zamansallık açısından geçerliliğini ve kapsayıcılığını yitirmiş bir düzenekle çağdaş dünya toplumlarını yönetmek mümkün değildir. Sonucu despotizmden başka bir şey olamaz.
Sayfa 267
Din
Şebusteri'nin Görüşleri
Şebusteri'nin ortaya koyduğu vahiy teorisinden çıkardığı bir diğer sonuca göre, Kuran'da bütün açıklamalar Arap dili ve kültüründe yaygın olan anlamlara göre yapılmıştır. Günümüz bilimsel ve felsefi verilerinden yola çıkarak Kuran'ı incelersek mitoloji olarak adlandırabileceğimiz konulara rastlayabiliriz. Ya da doğa ve tarih hakkında bugünün bilimine aykırı bazı bilgilere rastlayabiliriz. Hatta rahatlıkla Kuran'ın dilinin mitoloji dili olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bunların hiçbirisi Kuran metni verilerinin tevhit eksenli algılanışına zarar vermez. İslam Peygamberinin dünyası ile bizim dünyamızın farklı olduğu kesindir. Onun dünyası çok sade ve basittir. O'nun dünyasında ne atom ne galaktika ne ışık yılı ne uzay gemileri ne demokrasi ne insan hakları ve ne de bu gibi birçok şey vardır. Kuran'da tutarsızlığın bulunmadığına dair ayetler ise, sonraki çağlarda keşfedilecek felsefi ve bilimsel gerçeklerle çelişmesi anlamında değil, varlığın tevhit eksenli okunuşunda bir tutarsızlığın olmaması manasındadır.
Sayfa 266
Din
Abdülkerim Suruş görüşleri
"Rasulane rüyalar" sözüyle Kuran'daki mecazi ifadelerin büyük çoğunluğunu tevile gerek duymadan ve zahiri anlamlarını koruyarak açıklığa kavuşturmak mümkündür. Özellikle çağdaş müfessirler, Kuran'ın anlatımlarının bir rüya değil de birer gerçek olduğu düşüncesinden hareketle tefsir yaptıklarından, ayetlerdeki pek çok hususun içinden çıkamamaktadırlar. Örneğin Tabatabai, Kuran'da geçen gökyüzündeki bir "şihab" ile şeytanın kovalanması hadisesini bunu gerçekten vuku bulan bir hadise olarak ele alındığından maddi bir şeyin -şihab/ateş parçası/göktaşı- maddi olmayan bir şeyi -yani şeytanı- nasıl kovalayabildiğini izah etmekte güçlük yaşamıştır...
Sayfa 241
Din
Abdülkerim Suruş görüşleri
"Rasulane Rüyaların Ravisi Hz.Muhammed" başlığı ile yayınlanan bu makalelerde Suruş önceki görüşlerinden farklı olarak vahyin Hz.Muhammed'in rüyalarından ibaret olduğunu savunmaktadır. Rüya ile vahyin ilişkisi gelenekçe de onaylanan bir olgudur. Ancak Suruş, burada tüm Kuran'ın Peygamberin gördüğü rüyaları rivayet etmesiyle oluştuğunu iddia etmektedir. Yani artık rüya yoluyla veya ilhamla vahyin Allah'tan Cebrail aracılığıyla iletilmesi diye bir şey söz konusu değildir. Hz.Muhammed rüyalar görür, gördüğü rüyaları insanlara Kuran ayetleri şeklinde aktarır. Bunları bir yerden -melekten veya Tanrıdan- almış değildir.
Sayfa 235
Din