Lynda

Lynda
@elegan
Göğe yükselen cinlerin, mele-i ala'dan kulak hırsızlığı yoluyla çaldıkları sözler
Suruş'un makalesinin üçüncü bölümü "nebevi tecrübenin diyalojik tabiatı" üzerinedir. Önce vahyin dini bir tecrübe olduğunu ardından bu tecrübenin genişleyen, değişen bir tecrübe olduğunu dolayısıyla da bu tecrübenin Peygamber'in şahsiyetinden ve de zihninden bağımsız olmayan bir tecrübe olduğunu söyledi. Bunların hepsinin varıp geldiği nokta ise vahyin peygambere tabi olduğu ve Kuran'ın "Peygamberin kelamı" olduğudur. Nebevi tecrübenin diyalojik bir tabiatı olduğunu söylerken amacı tamamen Kuran metninin Peygamberin iç dünyası kadar, toplumla girdiği diyalog ve iletişim neticesinde oluştuğunu ve tarihsel bir doğasının olduğunu göstermektedir. Suruş'a göre Kuran, bu yüzden geçmiş peygamberlere inen kitapların aksine bir kerede inmemiş, tedricen inmiştir. Peyderpey nazil olan Kuran'a paralel olarak din kemale ermiş ve Hz.Peygamberin şahsiyeti daha çok olgunlaşıp gelişmiştir. Bu yüzden Suruş, Kuran'ın Kadir gecesinde bir kerede Hz. Muhammed'in kalbine indirildiği görüşünü reddeder. Çünkü vahiy tecrübesinin oluşumu bir öğretmenin bir kerede hazırlayıp sunduğu bir dersten çok, elinde bir ders metni olsa da derse girdiği anda öğrencilerin sorularıyla nereye gideceği ve nasıl şekil alacağı belli olmayan diyalojik bir ders gibidir.
Sayfa 231
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Suruş'a göre tecrübenin genişlemesi, kaçınılmaz olarak tecrübe edenin şahsiyeti ile tecrübe arasındaki etkileşimi onaylamamızı zorunlu kılar. Faille fiil arasında sıkı bir etkileşim ve diyalektik ilişki ve etki vardır. Tıpkı ibadet eden kişinin ibadet ettikçe daha zahit olması gibi, Hz. Peygamber de tek sermayesi olan şahsiyeti ile dini tecrübeyi -vahyi- hem taşıyan hem de onu etkileyen konumundaydı. Onun şahsiyeti hem vahyin taşıyıcısıdır hem bizzat üreticisidir, vahyin hem öznesidir hem nesnesidir. Ve onun şahsiyeti genişledikçe/geliştikçe -tersi de geçerli olmak üzere- vahiy tecrübeleri de gelişti. Öyle ki vahiy ona tabiydi, o vahye değil. Onun konuştuğu şey hakkın kendisiydi. Kendisi Cebrail'e değil, bilakis Cebrail ona tabii idi hatta meleği de indiren oydu. Bunun da ötesinde arzu ettiği ve gücünün yettiği bazı durumlarda Cebrail'den vazgeçebiliyordu. Nitekim miraç tecrübesi bunun bir delilidir. Suruş'un bu ifadelerle varmak istediği nokta Kuran'ın sadece hasıl olmuş tarihsel durumların bir ürünü değil aynı zamanda tüm insan sınırlamalarıyla Hz.Muhammed'in zihninin bir ürünü olduğunu göstermektedir. Suruş'a göre Kuran, Hz.Muhammed'in kelamıdır.
Sayfa 229
Din
İbrahim Usta alıntısı
Araplar hayallerinin yardımıyla, ürettikleri mitolojilerle mekanın esaretinden kurtularak daha geniş bir ortama yükselmek istemiştir. Çünkü gurur sahibi Araplar, karşılaştıkları sorunları ilk etapta çözemeyince mitolojiye başvurmaktan başka çare bulamamıştır.
Sayfa 37
Din
Ebu Zeyd'in ısrarla altını çizdiği gibi Arap anlayışında "şiir" ve "kehanet" olgusunun cinle olan irtibatı ve bunlarla bağlantılı olan "insanın cinle ilişki kurabilmesinin mümkün olduğu" şeklindeki Arap inancı, dini nitelikli "vahiy" fenomeninin kültürel temelini oluşturmaktadır. ... Cinin şaire hitapta bulunup ona şiirini ilham ettiğine, falcı ve kahinlerin de bilgilerini cinlerden aldıklarına inanan bir Arap, bir insana gökten vahiy getiren meleği tasdik etmeyi saçma bulmaz. Çünkü onun mitolojik düşünce yapısında bunun bir karşılığı vardır. Bu yüzden Kuran'ın çağdaşı olan Araplardan vahiy fenomeninin bizatihi kendisine yönelik bir itiraz geldiğine tanık olmuyoruz. Onların itirazları ya vahyin içeriğine ya da kendisine vahiy gelen şahsa yöneliktir.
Sayfa 26
Din
Kuran'ın indiği dönemde o günün tüm dünyasında olduğu gibi Arap toplumunda da "mitolojik düşünce yapısı" hakimdi. Hz. Muhammed de dahil hiç kimse siyasi,dini,bilimsel ve dünyayı algılama biçimiyle veya kişisel tecrübesiyle ilgili bir konudaki düşüncesinde "mitolojik düşünce yapısı"ndan bigane kalamazdı. Peygamber sübjektif vahiy tecrübesini anlamlandırırken ve çevresindeki Araplara açıklarken, o günün mitolojik düşünce yapısının onda oluşturduğu etkiler üzerinden hareket etti, bilinç dışı bir şekilde de olsa onları temel aldı.
Sayfa 26
Din