Mutezile'nin Allah'ın kelam sıfatını mahluk kabul etmelerinin sonucu bu sıfatın doğal uzantısı olan Kuran vahyini de mahluk olarak görmeleriyken; Eşari kelamcıların Allah'ın kelam sıfatını ezeli kabul etmelerinin sonucu da Kuran'ı Allah'ın yaratılmamış ezeli kelamı olarak kabul etmeleridir.
Ehli Sünnet kelamcılarını görüşlerini "Allah'ın kelamı olan Kuran mahluk değildir", Mutezile ise "Allah'ın kelamı olan Kuran mahluktur" şeklinde formüle eder. Cehmiyye ve Şii kelamcılar da Kuran'ın mahluk olduğu görüşündedirler.
Mutezile ise ilahi kelam ile insan aklı arasında bir köprü kurmayı arzulamış, bundan dolayı da ısrarla dilin beşeri bir ürün olduğunu ve ilahi kelamın dil kuralları doğrultusunda indindiğini savunmuştur.