7/10
·256 syf.··
2026 30. kitabı
Sylvia Plath'in ölümünden 1 ay önce başka bir isimle yayınlanan kitabı.. Kitabın arka kapağında yer alan yazı tam da kitabın özeti... Yazar olma hayali olan Esther'in Newyork a gitmesi iş bulması istediği bölüme kabul edilmemesi ve kimlik arayışı içinde girdiği bunalım sonrası akıl hastanesine kaldırılması ve elektro şok tedavisi görmesi.. Metropol yaşamına uyum sağlayamayan bir gencin hezeyanı.. Kitapta yarım kalan Esther'in tıp öğrencisi sevgilisinin verem oluşu ve senatoryuma yatışı sanki...
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,2bin okunma
8/10
·252 syf.··
2020 253. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2020 00:00
Janet Frame’i ilk kez okudum. Yazarın hayat hikayesi, sürekli bize yönetilen bir sorunun cevabını yanıtlar nitelikte. “Edebiyat ne işe yarar?” Frame’in biyografisi, buna “hayat kurtarır” der. Sınıf öğretmeni olan yapan Frame, insanlarla yaşadığı iletişim sorunu yüzünden, okula teftişe gelen müfettiş yüzünden işinden atılmış. Psikolojik tedavi gören yazarın durumu kötüleşmeye devam ederken, yazarın anne ve babası tarafından lobotomi (beynin bir bölümümün ameliyatla çıkarılması operasyonu.) onayı verilir. Yazar, lobotomiye hazırlanırken, Yeni Zelanda’nın en önemli ödüllerinden biri kazandığı duyurulur ve lobotomi işleminden vazgeçer doktorlar. Sudaki Yüzler, yazarın yaşadıkları, soğuk hastane odaları, EKT, (Elektro Konvülsif Tedavi) yani elektroşok tedavisinden duyulan korku, ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde yatanların insanlık dışı muamele görmesi, hemşirelerin ve çalışanların tuhaf davranışları... Frame, kiranın başında her şeyin kurgu olduğunu söylese de benzer deneyimler yaşadığından, kitabın biyografik özellikler taşıyor. Tasvirlere ayrıca çok etkileyici bulduğumu belirteyim. Sudaki Yüzler, Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap listesinde yer aldığını da yazalım.
Sudaki YüzlerJanet Frame · Yapı Kredi Yayınları · 2014209 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·352 syf.··
2026 10. kitabı
Saffet Murat Tura’nın "Beynin Gölgeleri" eseri, popüler bilim kitabı gibi görünse de aslında ağır bir nöro-felsefe metnidir. Bitirirken zorlanmış olmanız çok doğal; çünkü Tura, sadece biyoloji anlatmıyor, işin içine Kant’tan Lacan’a kadar uzanan devasa bir felsefi bagajı da dahil ediyor. Tura, bir psikiyatrist olmanın ötesinde bir kuramcı. Bu yüzden dili, okura bir şeyler "öğretmekten" ziyade, kendi içsel tutarlılığını kanıtlamaya çalışan akademik bir jargonla örülü. Tura Türkçe yazsa da, zihnindeki kaynakların çoğu Almanca ve İngilizce felsefe metinleri olduğu için, cümle yapıları bazen Türkçenin doğal akışına direnç gösteren "çeviri bir dil" hissiyatı verebilir. Aslında Tura’nın yapmaya çalıştığı şey devrimseldir: Zihin-beden problemini çözmeye çalışmak. "Öznellik" dediğimiz o ele avuca gelmez hissin, beynin fiziksel yapısından nasıl türediğini (veya türeyip türemediğini) anlamlandırmaya çalışıyor. Epifenomenalizm, zihin-beden felsefesinin en kafa karıştırıcı ama bir o kadar da kışkırtıcı kavramlarından biridir. Saffet Murat Tura bu kavramı, bilincin doğasını tartışırken merkeze alır. En basit haliyle şöyle hayal edelim: Fabrika ve Duman Benzetmesi Bir fabrikayı düşünün (bu sizin beyniniz olsun). Fabrikada makineler çalışır, çarklar döner, elektrik akımı geçer ve fiziksel bir üretim gerçekleşir. Bu süreçlerin sonunda bacadan bir duman çıkar (bu da sizin bilincinizdir). Epifenomenalizme göre: 1. Duman, fabrikanın işleyişi sonucu oluşur: Yani fiziksel süreçler (nöronların ateşlenmesi) bilinci yaratır. 2. Dumanın fabrikanın işleyişine hiçbir etkisi yoktur: Duman ne kadar yoğun çıkarsa çıksın, makinelerin nasıl çalışacağını veya hangi ürünün üretileceğini değiştiremez. "Zihin Bir Gölgedir" Yani epifenomenalizm diyor ki: Zihin, fiziksel süreçlerin bir yan ürünüdür
Beynin GölgeleriSaffet Murat Tura · Metis Yayıncılık · 201641 okunma
10/10
·192 syf.··
2026 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2026 15:37
Bir insanın gözleri kapalıyken kalbiyle görebilir mi?? Selam arkadaşlar bu akşam #paolaperetti nin kiraz ağacının ardından kitabını yorumlamak için geldim.. Kitap bir çocuk kitabı olmasına rağmen biz yetişkinlere de çok güzel dersler veriyor. Kitap 188 sayfa olmasına karşın bizi sıkmadan olayların içinde buluyoruz kendimizi.. kitapta korkuya yenik düşmeden adalet için birlikte ses çıkarmanın gücünü hatırlatan bir dostluk romanını okuyoruz. Arkadaşlığı paylaşımı bir insanı mutlu etmenin yollarını hayallerimizi gerçekleştirmek için azmemizi çok güzel anlatan bir kitap gözleri görmeyen birinin her objeyi eşyayı hissederek yaşaması.. kitap serinin 3 ve son kitabı.. Ben sondan başladım ama diğer iki kitabı da okumak isterim.. Kitaba gelecek olursak, Mafaldanın gözüne perde ineli 6 yıl olmuştur lise 3 sınıfa gidiyordur yaşı 16'dır en sevdiği şey elektro gitar çalmaktır bir de kedisi Ottim turcaret vardır. Masal da anne ve babasıyla daha iyi ilişkiler kuran ne istediğini bilen daha doğrusu ayakları yere basan hayalleri olan bir kızdır etrafındaki kişileri fazla takmayan biridir bol bol nitelikli kitaplar okur kendi iç dünyası ile iletişimini geri tutar. Yeni aşkı filippy la seviyeli bir ilişkisi vardır üniversiteyi düşünür gelecek planları yapar.. masfalda'nın 3 hayali vardır yazmaya başladığı kitabını bitirmek sahilde tek başına denize girmek ve yeni yakın bir arkadaş edinmek... Başta bu iki hayali kağıt üstünde dursa da sınıfa Moony adında bir kız gelir bu kız tam bir kitap kurdudur haksızlıklara boyun eğmez erken yaşta oturttuğu bir felsefe vardır ailesinin lunaparkta bir standı olduğunu panayırlarda gezdiklerini Haziran ayına kadar burada olduğunu söyler ülkede gezmediği yer kalmamıştır anne ve babasının bağımlılıkları yüzünden kardeşiyle ayrı düşmüş O da başka
Kiraz Ağacının ArdındanPaola Peretti · Genç Timaş Yayınları · 2025722 okunma
Bir bitişin yeni bir başlangıca kapı açması
8/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
Bir Userin yorumunda insan iki defa doğar biri anneden biri kendinden diye bir yazi okudum. Bu kitapta da aslında veronica' nin yeniden doğuşuna şahit oluyoruz. Tam hayat bitti diyip huşu içinde ölecek olan genç kızın son anda hayatının başlamasına tanık oluyoruz. Yeniden yaşamakta nasil anlam bulduğuna. Tuhaftır ki hep biz deli hastanesinde yatanları tutsak görürüz belki aciriz ama aslında kitapta da karakterlerin burasi villes, burası akıl hastanesi burada kurallar yoktur dediğini görüyoruz. Kisi dışarıdaki yaşamında hep bir rol içindedir. Patronuna arkadaşına annesine babasina. Toplumun normlarına uygun bir sekilde yaşamak zorundadır. Oysa akıl hastanesinde buna ihtiyaç yoktur. Çünkü toplumun o kişilerden bir beklentisi yoktur. Bundan ki kişiler en doğal oldukları ve ozgur oldukları sekilde yaşarlar. Veronika dünyaya boş geldiğini zannediyordu ta ki eduard ile tanisana dek. Belki veronica intiharda basarili olsaydi eduard da ömrünün sonuna kadar sizofreni ile mucadele edecek hayallerine ulasamayacakti. Yasamasi bir cok hastanin hayatina da dokunmustu. Boylelikle o da yasamina anlam katti. Yazar diğer hastalıkları da (panik atak depresyon şizofreni gibi) cok guzel anlatmış. Zaten kendisi de vakti zamaninda akıl hastanesinde kalmis elektro şok tedavisi alan biriymiş. Bundan belki hayatından esinlendi. Kim bilir.
Psikoloji
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,6bin okunma
Beni Bul Serisi 2- Beni Hatırla Kitap İncelemesi
3/10
·360 syf.··
2025 4. kitabı
Beklentimin çok çok altında bir devam kitabıydı. Hiç beğenmedim. Gereksiz ve saçma bulduğum o kadar çok şey oldu ki.. Hepsini az sonra spoiler bölümünde detaylıca anlatacağım. Kesinlikle ilk kitaba hiç yakışmayan bir devam kitabıydı. Bu kitaptansa serinin 1. kitapla bitmesini tercih ederdim. Bir sürü gereksiz yeni karakter, gereksiz/saçma yeni olaylar. Kitap polisiye gerilim olarak geçiyor ama o gerilim hissini de hissettiremiyor. Bir polisiye gerilimin en vurucu sahnesi kitap finalinde ana karakterin katille yüzleşmesi ve olayların ortaya çıkmasıdır ama kitap bu konuda maalesef çok çok kötüydü. Az sonra hepsini detaylıca anlatacağım. Yazar ilk kitapta kurduğu güzelim dünyayı bu kitapta gerçekten mahvetmiş. Gerçekten çok kötüydü yaa. Serinin bir kitabı daha var. Son kitap. Orada bir toparlanma olur mu bilmiyorum ama her şeyi bu kadar mahvettikten sonra toparlasanız ne olur ondan da emin değilim açıkçası. Gerçekten çok yazık olduğunu düşündüğüm bir evren oldu. Yazar resmen 2. kitapla kendi kurmuş olduğu güzelim evreni fena halde harcamış. Çok yazık etmiş. BURADAN İTİBAREN SPOİLER Olaylardan detaylıca bahsetmeden önce kitap kapağından bahsedeyim. Kitabı zerre beğenmedim ama serinin genel olarak kapakları bence aşırı güzel. İlk kitabın kapağını da çok beğenmiştim ve bence 2. kitabın içeriği her ne kadar rezalet olsa da kapağı çok güzel. Sadece şunu öğreniyoruz ki ana karakterimiz Wicket kızıla boyatmış olduğu saçlarını artık boyamaktan vazgeçmiş ve doğal rengi olan sarıya dönmüş. Oysa kitap kapağında yeniden kızıl saçlı hâli var. Kitabın içeriğindeki saçmalıklara bakınca bu hiç takılacak bir şey değil ama yine de belirtmek istedim :D Gelelim kitaba. Kitap ilk başta gayet güzel başladı. Suçlular cezalarını çekiyordu ve Wick'in hayatında her şey normal sayılırdı. Sadece
Edebiyat
Beni HatırlaRomily Bernard · Pegasus Yayınları · 201735 okunma