Janet Frame’i ilk kez okudum. Yazarın hayat hikayesi, sürekli bize yönetilen bir sorunun cevabını yanıtlar nitelikte. “Edebiyat ne işe yarar?” Frame’in biyografisi, buna “hayat kurtarır” der. Sınıf öğretmeni olan yapan Frame, insanlarla yaşadığı iletişim sorunu yüzünden, okula teftişe gelen müfettiş yüzünden işinden atılmış. Psikolojik tedavi gören yazarın durumu kötüleşmeye devam ederken, yazarın anne ve babası tarafından lobotomi (beynin bir bölümümün ameliyatla çıkarılması operasyonu.) onayı verilir. Yazar, lobotomiye hazırlanırken, Yeni Zelanda’nın en önemli ödüllerinden biri kazandığı duyurulur ve lobotomi işleminden vazgeçer doktorlar.
Sudaki Yüzler, yazarın yaşadıkları, soğuk hastane odaları, EKT, (Elektro Konvülsif Tedavi) yani elektroşok tedavisinden duyulan korku, ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde yatanların insanlık dışı muamele görmesi, hemşirelerin ve çalışanların tuhaf davranışları... Frame, kiranın başında her şeyin kurgu olduğunu söylese de benzer deneyimler yaşadığından, kitabın biyografik özellikler taşıyor. Tasvirlere ayrıca çok etkileyici bulduğumu belirteyim. Sudaki Yüzler, Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap listesinde yer aldığını da yazalım.