Mevzu bahis kitap bir dönem toplu intiharlara sebep olduğu için yasaklanmasından dolayı ilgimi çekmişti daha doğrusu merak duygumu okşamıştı.
Okurken kendi biricik kıymetli hatta bazen dile getirmekten imtina edilen pek çok his, düşünce ve duygunun esasında evrensel oldukları gerçeğiyle yüzleşmek mümkün.
Werther bizden biri bizim gibi aramızdaki tek fark duygularını dile getirme cüreti. kitabın bir yerinde şöyle diyor " yüreğime hasta bir çocuğa bakar gibi bakıyorum her isteğine izin veriyorum" biz ise yani ben ise yüreğimi yaşadığım topluma makul gelecek şekilde yönlendirmeye çalışıyorum.
Konusuna gelince yasak ve karşılıksız bir aşk.Sevdiği kadın evli olduğu için acı çeken kahramanımız yaşadıklarını kısa mektuplar halinde yakın bir arkadaşına anlatıyor bu nedenle kitap kahramanın günlüğünü okuyormuş gibi hissettiriyor bu anlamda etkisi bi tık daha fazla diyebiliriz.
Açıkçası konusunun değil ifade biçimin insanları bu kadar etkilediği kanaatindeyim zira kelimeler bazen kılıçtan keskin bir etkiye sahip olabilir.
Tabi kitabın bundan yaklaşık 250 sene evvel yazıldığını düşünce ve o zamanın insanlarının daha kısıtlı dolayısıyla daha etki altında kalınacak kitaplara erişim sağlamaları da kitabın bu ününe destek olabilir. Bugün ise binlerce kitap sayısız ifade ve bilgi ile donanmış durumdayız kitaplar da duygular da eskisi kadar kıymetli değil bu nedenle bizde bıraktıkları izlenimler geçici ve yüzeysel.
Birazda kahramanızdan bahsetmek istiyorum; son derece duygu yüklü gözünün gördüğü her nesneyi her insanı derin derinlemesine inceleyen romantik bi bakış açısına sahip, ölçüsüz ve bi okadar ifade etme yeteneği güçlü bi karakter bu nedenle de yaşadığı duygu yoğunluğu oldukça fazla.
Zaman kaybı değil okumakla çok şey kazanılmaz fakat bir arkadaş kazanılabilşr.
Elveda güzel
Şeriati’nin devrimci, sıradanlığa aykırı üslubunun tam olarak yansıdığı bi eser.
Her fikrine katılmasam da kitabın ana fikri müslüman halkın, alimlerin devletin ve elinde hükmetme yetkisi bulunan her insan ve topluluğun dinin meşrulaştırma gücünü kullanarak kimi zaman şatafatlı kimi zaman ise sade tasavvufi yaşamı yüceltmelerinin esasında din adına değil mevcut hakimiyet alanlarının devamlılığını sağlamak amacıyla bi maşa olarak kullandıklarıdır.
Dini korumak belli kalıpların dışına çıkmak ile mümkündür.
İlk etapta kitaplara ulaşmanın ve kitaplarla anlaşmanın zorluğundan ve prestijsiz bir iş olduğundan bahseden yazar kitabın ilerleyen bölümlerinde çoğunlukla kendi çocukluğundan bahseder. Son bölümleri bi otobiyografiyi andıran kitapta, yazar herzamanki devrimci üslubuyla çarpık düzene atıflarda bulunur ve çocukların bu düzen ile birlikte fikir dünyalarının yozlaşmalarından yakınır. Her nekadar kitaba Orwell'in aşırı beyimleyici üslubunu göze alıp başladıysam da sonlara doğru bi hayli yorucu olmaya başladı. Herşeye rağmen okumaya değdi...
Uzun zamandır okuduğum en kötü kitap. Hani şu yazılmış olmak için yazılanlardan. Hemen hemen her sayfada küfür, argo içeren, en ufak ayrıntıları dahi betimlemekten geri durulmamış ve herhangi bir anafikri olmayan bir kitap. Orta düzey bir Amerikan dizisinin küçük bir bölümü gibi.