..Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var;
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür değidiğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır.
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana..
İnsanın limanı olmalı dalgalarından düşüp de duracağı.
Gelgitlerine değen kumsalı, kumdan kalelerden de olsa umutları…
Ansızın gülüşlere saklı tebessümleri bir de hakiki duruşları…
Gecelere gizlenmiş susuşları, kelama dökülmemiş umutları birde..
‘‘Biz Aşk'ı yanlış filmlerden öğrendik, sevgilim.
Yoksa rahmet neden uzak kalsındı bize.
Bir kadın yanaklarını sıkar o zaman aşk bazen elma gibi bir yanak olur.Una su ve sevgi katar yarılan ekmeğin buğusu olur.Sonra sarı çiçekler gelir yeşil bir yazmaya konar . Gitmek fiilinin altını çift çizgiyle en güzel trenler çizer, bisiklet bir varoluş yokuşunu çıkar. Sevgilinin peşine düşülür, giden varsa gidenin peşinden giden bir diğer giden vardır.. Gömlek üzerine giyilen örgü yelek gibi güzel. Uzun,birbirine sıkıca bağlı örülü saç gibi mis kokulu.Gözler var:muhabbet, gözler var:buğdayları güneşli bir harman manzarası gibi bakıyorlar.“ Gözde aşk, gözde yaş, gözde ayrılık, gözde serçe gibi telaşlı bekleyen sevgi. Mahi ve Heiran işte tüm bunlar."