Afili filintalar grubundan Murat Menteş'in kelime oyunlarıyla, zekanızı zorlayacak tesadüflerle, karakterlerin şahsına münhasır şapşallıklarıyla alışılmışın dışında, bir o kadar da sakin ilerleyen Nuh Tufan'ın hayatından bir kesit...
'Ne kadar gerçeklik diye bağırsak da çoğumuz sanrılarımızla yaşıyoruz.' imajının öne çıkmış isimlerinden asil bir şövalyenin hikayesi. Şövalye olmak mazide kalmış belki ama şövalye kalbi taşımak çok da imkansız olmasa gerek
Başkahraman aşık olduğu kadını ince ince tasvirlemiş. Sanki tüm varlığına hakimmiş gibi. Öyle ki okurken acaba gercekten böyle bir kadın var mı yoksa kahraman şizofren mi diye düşündürüyor insana :)
Bir bilge edasıyla başlıyor söze yazar. Kendi küçük adam tasvirini yapıyor kitapta. Öğüt veren cümlelerin altındaki kızgınlığını da hissediyorsunuz. Bu esnada iç dünyanızda bir yolculuğa çıkıyor, kendinizi sorgulama fırsatı buluyorsunuz.. Wilhelm Reich'ın küçük adamlarından mıyız ya da kaçımız bundan kaçıyoruz? Küçük adamlarla çevrili bir dünyanız mı var ya da bu düzenden soyutlanmayı başarmış mısınız?