Alman şair Johann Wolfgang Goethe şöyle yazmıştı:
Üç bin yılın hesabını göremeyen
Karanlıkta yolunu bulamaz,
Günü gününe yaşar ancak.
Ama senin de böyle biri olmanı istemiyorum. Tarihteki köklerini tanıman için elimden geleni yapacağım. Ancak o zaman gerçek bir insan olursun. Ancak bu şekilde çıplak bir maymundan ibaret kalmazsın. Ancak böyle kurtulursun boşlukta savrulmaktan.
...BU YÜZDEN PLATON DOĞADAKİ TÜM GÖRÜNGÜLERİ EDEBİ BİÇİMLERİN YA DA İDEALARIN GÖLGELERİNDEN İBARET SAYIYORDU. Ama birçokları gölgeler arasındaki yaşamından memnundur. Gölgeleri düşüren bir şeyler olması gerektiğini düşünmezler bile. Var olan her şeyin bu gölgelerden ibaret olduğuna inanırlar -öyle olunca da gölgeleri gölge olarak algılamazlar. Bu yüzden ruhlarının ölümsüz olduğunu da unuturlar.
Sokrates çok az rastlanabilecek bir insandı. Hayat ve dünya hakkında hiçbir şey bilmediğinin farkındaydı. Ve işte asıl önemli nokta: Bu kadar az bilgi sahibi olmak acı veriyordu Sokrates'e.
"Her şey akar." demişti Herakleitos. Her şey hareket halindedir ve hiçbir şey sonsuza kadar kalmaz. Bu yüzden de "Aynı ırmağa iki kez giremeyiz." Çünkü ikinci kez ırmağa girdiğimde ben de değişmiş bulunuyorum, ırmak da.