“Herkes kendi maskesiyle dolaşır oldu yanıbaşımda
Tanımaz oldum yüzleri ve keşkelerle avunur oldum
"Düşlerimde gördüğüm yüzüm benim mi?" düşünür oldum
Onca maske gözümün içine bakıyor sorgularcasına
Ve burası hep yabancı, hep yalancı doldu
Çıkmak istiyorum artık dışarı
Bırakın, gideyim kendimi alıp.”
youtu.be/F6gMtDlqCjE
Tadı dimağımda kalan bir eser daha..
İlk etapta dilinin ağır olduğu hissini verse de kitabın dünyasına adapte oldukça çok rahat anlaşılıyor. Özellikle benim gibi yeni kelime öğrenmeyi seven okurlar için önemli bir fırsat olabilir. Asıl mesele son 150 sayfada anlatılıyor, öncesinde sanırım karakterleri benimseyebilmemiz ve konuyu anlamlandırabilmemiz adına uzun bir hazırlık süreci var. Bu kısımda biraz sıkıldığımı söyleyebilirim. Halit Ayarcı ile tanışma sonrası mükemmel bir kurgu başlıyor. Hayranlıkla okuyup hayatım adına cesaretlendiğimi söyleyebilirim. Her okuyucunun kitapta kendi adına bulacağı bir şeyler vardır ya bu kitap da benim hayatıma değen satırlar içeriyordu. Yazar ve kitap hakkında düşüncelerimi belirtmenin ötesinde eleştiri yazacak okur olgunluğunda olmadığım için incelemeyi bu kadarla sınırlı tutuyorum. Keyifli okumalar:)
Merak, der Loewenstein, bilgimizde bir boşluk hissettiğimizde olur. Boşluklar acı verir. Bir şeyi bilmek isteyip de bilmediğimizde kaşımayı istediğimiz bir kaşıntı gibidir. Acıyı yok etmek için boşluğu doldurma ihtiyacı duyarız.