“Herkes bir gün ölecek Firdevs. Yaşam çok sert. Önemli olan ölene kadar nasıl yaşayacağımız.”
“Nasıl yaşayacağız? Yaşam çok zor.”
“Yaşamdan daha sert olmalısın Firdevs. Yaşam çok sert. Gerçekten yaşayanlar yalnızca ondan daha sert olanlardır.”
“Halbuki sen sert değilsin Şerife; peki yaşamayı nasıl beceriyorsun?”
“Ben sertim, çok sertim Firdevs.”
“Hayır, sen kibar ve yumuşaksın.”
“Tenim yumuşak, ama yüreğim zalim; ben soktum mu öldürürüm.”
“Yılan gibi mi?”
“Evet, tıpkı yılan gibi. Yaşam bir yılandır. Onlar da aynı Firdevs. Yılan, senin yılan olmadığını anlarsa sokar. Zehirli iğnelerin olmadığını bilirse hayat seni bir lokmada yutar.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir gece Vafeya, “Hiç aşık oldun mu Firdevs?” diye sordu.
“Hayır Vafeya, hiç aşık olmadım.” yanıtını verdim.
Bana şaşkınlıkla baktı ve “Ne tuhaf!” dedi.
“Neden tuhaf buldun?” diye sordum.
“Bakışlarında aşık olduğunu söyleyen bir şey var.”
“İnsanın bakışlarında aşkı ele veren ne olabilir ki?”
Başını sallayıp, “Bilmiyorum.” dedi. “Fakat özellikle senin, aşksız yaşayamayacak biri olduğunu hissediyorum.”
“Ama ben aşksız yaşıyorum.”
“O halde yaşamın bir yalan; ya da hiç yaşamıyorsun.”
“Tella hayatında aşk istemediğini iddia etmişti; aşkın tuzağa düşürdüğünü, kontrolü altına aldığını ve insanın yüreğini paramparça ettiğini söylemeyi sevmişti. Ama gerçek şuydu ki aşkın iyileştirdiğini ve insanları bir arada tuttuğunu da biliyordu, için için onu her şeyden çok istiyordu.”
“Ne yazık ki Tella insanların kurtardığı değil, insanların artlarında bıraktığı türden bir kızdı. Ama aynı zamanda onların hafife aldığı türden biriydi de.”