Yine de babam şanslı olduğunu söylüyor. Kız kardeşleri -halalarım- memleketimdeki milyonlarca kız gibi hiç okula gidememiş. Eğitim, babama bahşedilen büyük bir ayrıcalıkmış. Babam, eğitim eksikliğinin Pakistan'ın bütün sorunlarının kaynağı olduğuna inanıyormuş. Cehalet, siyasetçilerin insanları kandırmalarına, kötü yöneticilerin yeniden seçilmesine olanak tanıyormuş. Zengin, fakir, kız, erkek bütün çocukların eğitim hakkının olması gerektiğini savunuyormuş babam. Onun hayalindeki okulun masaları, kütüphanesi, bilgisayarları, duvarlarında rengarenk afişleri ve en önemlisi tuvaletleri varmış.
Hep birlikte sokakta ya da çatılarda kriket oynardık. Ancak yaşlarımız ilerledikçe, biz kızların evde oturmak zorunda kalacağımızı biliyordum. Yemek pişirmemiz, erkek kardeşlerimize ve babalarımıza hizmet etmemiz gerekecekti. Oğlanlar ve yetişkin erkekler kentte, kasabada özgürce dolaşırken, annem ve ben yanımızda bize eşlik edecek bir erkek akrabamız olmadan dışarı çıkamıyorduk. Bu erkek akraba, beş yaşında bir oğlan bile olabilirdi ama! Gelenek böyleydi.
Erkek evladın doğumunun silahlar atılarak kutlandığı, kız çocukların ise örtülerin ardına saklandığı, hayattaki rollerinin sadece yemek pişirmek ve çocuk doğurmak olduğu topraklarda doğmuş bir kız...