elif

elif
𓆝 𓆟 𓆞 𓆝 𓆟
kafası kesilmiş bir tavuk gördüm ben tavuk işte, aptal olduğu için öldüğünü bilmez, hâlâ çırpınır ve bahçede koşmaya devam eder hâlâ! kafası yokken bile, kanı ekmek kırıntıları gibi koşar durur ve insanlar gülerek tavuğun gittiğini anlamasını beklerler, bu da biraz vakit alır yani demek istediğim, ölü bir şeyin ölü olduğunu anlaması her zaman çabuk veya kolay olmaz bu yüzden gıdaklar ve çırpınır durur sanki hâlâ canı varmış gibi ama aslında can falan yoktur orada ve işte aynen böyle bir şey bu. doktor/efendi keyifleniyor şu kandan ve gıdaklamalardan benim ölü bir şey olduğumu anlamamı bekliyor bense, hâlâ burada kalacak kadar aptalım. i seen a chicken get his head cut off and bein a chicken he dumb and don’t know he dead so he floppin and still runnin the yard still! no head at all blood like bread crumbs runnin runnin and folk laugh and wait on the chicken to know he gone and it take a while i mean it ain’t always quick or easy for a dead thing to know it’s a dead thing so it’s squawkin and flappin
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
o gitti bir daha asla o olmayacak gömülmek için bile fazla hayalet o artık bendeki bu acı için yeterli bir dil yok kendi kalp atışıma öfkeliyim göğsümde hiçbir ritim olmamalıydı o istikrarlı tıkırtı ve nabız olmamalıydı gitmeyi (ölmeyi) tam beceremiyorum ama çoktandır burada da değilim tanrı’nın isimlendirmeye vakit bulamadığı bir şeye bakıyorsun et olmayan bir ete bakıyorsun kimsenin yaşamadığı bir evde rüzgar çanları gibi çıngırdayan kemiklere ölü bir şeyi nasıl öldürürsün? bir hayaletin üzerinde hangi silah işe yarar? she gone she never gon be again she too much a ghost even for burial ain’t enough language for the hurt of me i mad at my own heartbeat shouldn’t be no rhythm in my chest no steady tick and pulse i caint quite figure leavin but i ain’t been here long
Anarcha'ya anestezi olmadan yapılan 30 ameliyat
Dayanıyorlar Vahşi bir canlılıkla dolular (Belki de) ormanın onlara miras bıraktığı bir şey. Onlara kanı susturmayı öğreteceğim. Kız bu konuda çok inatçı. Ama yine de gürbüz, bu gördüğüm. Dayanabilir çok daha Fazlasına. They are holding on Filled with a wild vigor Something (perhaps) the jungle bequeathed. I will teach them to quiet the blood. The girl is too willful with it. Robust though, this one. She can take so much More.
Anahit...
Zorda kalırsa dinini bile değiştirebilirdi, Sadi için her şeyi yapardı.
Sayfa 69 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Anlatmak istediği şey, içtenlikle yaşanmış kısa bir dostluğun, yıllar sonra, çok kısa bir süre için tazelenmesiydi. Herkesin hayatında buna benzer, garip bir sevince yol açan karşılaşmalar oluyor, ama o sevinç çok kısa sürüyordu. Hayat insanı değiştiriyordu, kimse olduğu gibi kalmıyor, değişiyor, eski arkadaş yeni yola uymuyordu.
Sayfa 50 - Can Yayınları·Kitabı okudu