kafası kesilmiş bir tavuk gördüm ben
tavuk işte, aptal olduğu için
öldüğünü bilmez, hâlâ çırpınır
ve bahçede koşmaya devam eder
hâlâ! kafası yokken bile, kanı ekmek kırıntıları gibi
koşar durur ve insanlar gülerek
tavuğun gittiğini anlamasını beklerler, bu da
biraz vakit alır
yani demek istediğim, ölü bir şeyin
ölü olduğunu anlaması her zaman
çabuk veya kolay olmaz
bu yüzden gıdaklar ve çırpınır durur
sanki hâlâ canı varmış gibi ama aslında
can falan yoktur orada ve işte aynen böyle bir şey bu.
doktor/efendi keyifleniyor
şu kandan ve gıdaklamalardan
benim ölü bir şey olduğumu anlamamı bekliyor
bense, hâlâ burada kalacak kadar aptalım.
i seen a chicken get his headcut off and bein a chickenhe dumb and don’t know hedead so he floppin and still runnin the yardstill! no head at all blood like bread crumbsrunnin runnin and folk laugh andwait on the chicken to know he gone and ittake a whilei mean it ain’t always quick or easyfor a dead thing to know it’s a dead thingso it’s squawkin and flappin
o gitti
bir daha asla o olmayacak
gömülmek için bile fazla
hayalet o artık
bendeki bu acı için
yeterli bir dil yok
kendi kalp atışıma öfkeliyim
göğsümde hiçbir ritim olmamalıydı
o istikrarlı tıkırtı ve nabız olmamalıydı
gitmeyi (ölmeyi) tam beceremiyorum
ama çoktandır burada da değilim
tanrı’nın isimlendirmeye
vakit bulamadığı bir şeye bakıyorsun
et olmayan bir ete bakıyorsun
kimsenin yaşamadığı bir evde
rüzgar çanları gibi çıngırdayan kemiklere
ölü bir şeyi nasıl öldürürsün?
bir hayaletin üzerinde hangi silah işe yarar?
she goneshe never gon be againshe too much a ghost evenfor burialain’t enough languagefor the hurt of mei mad at my own heartbeatshouldn’t be no rhythm in my chestno steady tick and pulsei caint quite figure leavinbut i ain’t been here long
Dayanıyorlar
Vahşi bir canlılıkla dolular
(Belki de) ormanın onlara miras bıraktığı bir şey.
Onlara kanı susturmayı öğreteceğim.
Kız bu konuda çok inatçı.
Ama yine de gürbüz, bu gördüğüm.
Dayanabilir çok daha
Fazlasına.
They are holding onFilled with a wild vigorSomething (perhaps) the jungle bequeathed.I will teach them to quiet the blood.The girl is too willful with it.Robust though, this one.She can take so muchMore.
Anlatmak istediği şey, içtenlikle yaşanmış kısa bir dostluğun, yıllar sonra, çok kısa bir süre için tazelenmesiydi. Herkesin hayatında buna benzer, garip bir sevince yol açan karşılaşmalar oluyor, ama o sevinç çok kısa sürüyordu. Hayat insanı değiştiriyordu, kimse olduğu gibi kalmıyor, değişiyor, eski arkadaş yeni yola uymuyordu.