Bizi affedin göçmen kuşlar! Yaptıklarımız için bizi affedin! Yapacaklarımız için de affedin bizi. İnsanların niçin böyle yaratıldıklarını ben size anlatamam ve siz de anlayamazsınız. Yeryüzünde nice nice insanların niçin öldürüldüğünü, daha nicelerinin niçin öldürüleceğini anlayamazsınız.
Siz, saf, tertemiz gökyüzünde, yoluna devam eden kuşlar, Allah aşkına affedin bizi, affedin.
"Biz yetişkinler gördüğümüz şeyi yani 'gerçekte' olanı çizebiliriz. Ancak çocuklar zihinlerinde canlanan 'fikri' resmederler. Aynı bir sanatçı gibi. İnsanlar genelde her çocuğun bir sanatçı olduğunu söyler, bu tanımlama çok da yanlış değildir."
Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom’un felsefeyi ağırlaştırmadan, insan hikâyesine dönüştürdüğü bir roman. Hikâye, Lou Salomé’nin; Josef Breuer’i, Friedrich Nietzsche’ye yardım etmesi için yönlendirmesiyle başlıyor. Yalom’un amacı, tarihsel doğruluğu birebir yeniden üretmekten ziyade, felsefi bir tarihi kurgu. Yazarın da belirttiği gibi, bu roman bir biyografi olarak değil; psikolojik ve varoluşsal bir kurgu olarak tasarlanmış. Ben ise incelememde -her ne kadar çoğu bilgiyi zaten Yalom kitabın sonunda verse de- karakterlerin tarihsel gerçeklikleri ile romandaki kurgusal temsillerine değinmek istiyorum.
𝗙𝗿𝗶𝗲𝗱𝗿𝗶𝗰𝗵 𝗡𝗶𝗲𝘁𝘇𝘀𝗰𝗵𝗲:
Romanda çizilen Nietzsche figürü, birçok açıdan tarihsel gerçeklikle örtüşüyor. Nietzsche, kurguda olduğu gibi gerçek yaşamında da kronik migren, mide rahatsızlıkları ve görme sorunlarıyla mücadele etmiş; bu hastalıklar nedeniyle farklı şehirlerde pek çok doktora başvurmuş. Sürekli fiziksel acı içinde olması, onun yalnızlığını ve umutsuzluğunu derinleştirmiş. Kitapta Nietzsche’nin karamsar, mesafeli ve ketum hâli son bölümler hariç tutarlı bir şekilde işlendi bence; bu yönüyle Yalom’un karakter inşası ikna ediciydi.
Bence Nietzsche, kişilik yapısı itibarıyla kalıcı ve güvene dayalı dostluklar kurmaya yatkın bir figür değildi. Aşırı içe dönüklüğü, keskin yargıları ve insanlarla arasına koyduğu mesafe, onu hem yalnızlaştırmış hem de ilişkilerinde kırılgan hâle getirmişti. Buna rağmen hem kitapta hem gerçekte Paul Rée ile kurduğu dostluk, Nietzsche’nin nadir istisnalarından biri olarak görülebilir; bu ilişki daha çok entelektüel bir yakınlığa dayanıyormuş. Ancak Lou Salomé’nin bu ikilinin arasına girmesiyle söz konusu bağ da kısa sürede dağılmıştır.
Romanda çok kısa bir yerde değinildiği üzere Nietzsche’nin Richard Wagner ile olan ilişkisi de bir